Şuradan paylaş0:00
0:00
/

Elektrifikasyon neden iklim için önemli?

Türkiye, COP31’de 2035 yılına kadar elektrifikasyon oranını yüzde 35’e çıkarma hedefini gündeme taşıyor. Peki elektrikleşme yalnızca elektrikli araçların yaygınlaşması mı yoksa Türkiye’nin tümüyle dönüşümü anlamına mı geliyor?

Geçtiğimiz günlerde “Milli Enerji 2040 Vizyonu” tanıtım toplantısında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Elektrikleşme bu işin merkezinde olacak” mesajıyla Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını sonlandırma hedefini gündeme getirdi.1

Elektrifikasyon nedir, ülkeler nasıl yaklaşıyor?

2026/27 Mercator-İPM Araştırmacısı ve Abdullah Gül Üniversitesi Öğretim Üyesi Evren Mehmet Dinçer ise elektrifikasyonun yalnızca teknolojik değil, ekonomik ve toplumsal bir dönüşüm olduğunu vurguladı Dinçer’e göre; bu dönüşümde elektrikli araçların kullanılması yanı sıra enerjinin hangi kaynaklardan üretildiği de kritik önemde.

Dinçer, “Biz elektrifikasyonu basitçe içten patlamalı fosil yakıtlar kullanan motorların elektrik batarya kullanan motorlara dönüşümü gibi bakamıyoruz. politik, siyasi, sosyolojik ve kültür olarak çok boyutlu bir iş” diye konuştu.

COP31 kapsamında yorumlayan Dinçer, “Ana tartışma başlıklarının başında 2035’te %35 elektrifikasyon hedefini göreceksiniz. %20’lerde bu oran şu an Türkiye’de. Orada esas kastedilen otomotiv ya da tüketici araç elektrifikasyonu değil, enerjinin üretiminin %35’inin yenilenebilir kaynaklardan yapılması, yine orada da yenilenebilir ile temiz enerji, nükleer konusu başta olmak üzere bir tartışma konusu var. Dolayısıyla elektrikli araçların kullandığı elektriğin nereden geldiği, iklim değişikliğiyle mücadele açısından büyük önem taşıyor” dedi.

Türkiye’nin elektrifikasyondaki durumu nedir?

Küresel Enerji Düşünce Kuruluşu Ember Analisti Bahadır Sercan Gümüş’e göre; Türkiye’nin hedefi oldukça iddialı. 2024’te yüzde 22 olan elektrifikasyon oranının 2035’e kadar yüzde 35’e yükselmesi gerekiyor.

Gümüş, EMBER2 Raporu’ndaki tespitlerini şöyle aktardı:

“1990-2024 yılları arasındaki 34 yıllık döneme baktığımızda Türkiye’nin nihai enerji tüketimindeki elektrik payının yüzde 10’dan yüzde 22’ye ulaştığını görüyoruz günümüz itibariyle. Ancak bu elektrik tüketiminin neredeyse tamamının yeni ihtiyaçlarla yani hanelerde beyaz eşya tüketiminin yaygınlaşmasıyla, klima kullanımının yaygınlaşmasıyla, nüfusun büyümesiyle, sanayinin büyümesi, gelişmesiyle birlikte oluşan ihtiyaçlardan geldiğini görüyoruz. Bu nedenle de fosil yakıtların yerini almayıp mevcut enerji tüketimine ilave olan bir tüketim görüyoruz. Böylelikle fosil yakıtların son 34 yıldaki payının da yüzde 70 oranında büyük oranda sabit kaldığını, yıllar boyunca ve günümüzde de hala yüzde 70’inin fosil yakıtlardan geldiğini ortaya koyduk. Şimdi 2035 hedefimiz için bu dönüşümün artık başlaması gerekiyor” dedi.

Uzmanlara göre hedefe ulaşmak için yalnızca ulaşımda değil, konutlarda ve sanayide de fosil yakıtlardan elektrikli teknolojilere geçişin hızlanması gerekiyor.

Peki Türkiye elektrifikasyon dönüşümüne hazır mı, elektrifikasyon iklim kriziyle mücadelede nasıl bir fark yaratabilir?

Detaylar, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle hazırladığımız videomuzda.

1

https://enerji.gov.tr/haber-detay?id=31963

2

https://ember-energy.org/tr/analizler/turkiyenin-enerji-tuketiminin-85i-elektrikle-karsilanabilir/


Ücretsiz Abone Olun


Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.

Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.

Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:

info@turkeyrecap.com

YouTube: @StüdyoRecap

Instagram: @studyorecap

Twitter: @studyorecap

Tiktok: @stdyo.recap

LinkedIn: Stüdyo recap

Bu video, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı video serisinin bir parçası olup hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.

Bu video hakkında tartışma

User’in avatarı

Daha fazlasına hazır mısınız?