Orhan Erkılıç – Gaziantep
“Ölçmediğiniz hiçbir şeyi düzeltemezsiniz”… Gaziantep’te bir gıda fabrikasındaki yeşil dönüşüm sürecini anlatan bu cümle, bir sanayi kentinde iklim değişikliğiyle mücadelede neler yapılması gerektiği konusunda temel sorunu da ortaya koyuyor. Sanayileşmede büyüme ve üretim hedeflenirken, karbon ve su ayak izini azaltmak mümkün mü?
Stüdyo recap, COP31 Zirvesi’nin ev sahibi Türkiye’nin sanayi ve ihracat merkezi kentlerinden Gaziantep’te yeşil dönüşüm için belediye, üniversite ve sanayi cephesinde yürütülen çalışmalara odaklandı.
Gaziantep, tekstil, gıda, kimya ve inşaat sektörlerinde güçlü üretim ve ihracat kapasitesine sahip bir sanayi kenti. İklim değişikliği gerçekliği ve Avrupa Birliği (AB) kuralları itibariyle ticari pazardaki beklenti, Gaziantep’te kent sanayisini daha düşük karbonlu üretime zorlarken; belediye, üniversite ve üreticiler dönüşüm sürecinde adımlar atıyor görünüyor.
Gaziantep örneğinde; iklim master planı, karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği gibi başlıklarda “yeşil dönüşüm” mümkün gibi görünüyor. Ancak dönüşüm sürecinde veri eksikliği, insan kaynağı ve tedarik zincirindeki farkındalık gibi sorunlar, süreçteki önemli engeller olarak öne çıkıyor. Yine de Gaziantep’te yeşil dönüşüm artık yalnızca çevre meselesi değil; kentteki sanayi açısından Avrupa pazarındaki rekabet gücü için kaçınılmaz olarak yorumlanıyor. Bu nedenle de sanayide üretim için gerekli enerji ve su miktarı, karbon ayak izi ve tedarik zinciriyle ilgili tüm veriler “yeşil dönüşüm” boyutunda konuşuluyor.
Stüdyo recap’in soruları yanıtlayan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kentteki iklim politikaları temelinde sanayiye odaklandıklarına işaret etti. Belediye olarak 2014 yılında ulaşım ve imar master planlarının yanı sıra iklim master planını da hazırladıklarını açıklayan Şahin, “İklim master planında elimizdeki en büyük gücümüz sanayi” diyerek kentte 300 bin kişinin sanayide çalıştığını ve 1200 tesis bulunduğunu ifade etti.
Gaziantep sanayisinde yalnızca üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaları yeterli görmediklerini belirten Şahin, yeşil ve akıllı üretime geçilmesi için çaba harcadıklarını vurgulayarak, atık suyun toprağı, su kaynaklarını ve canlıları etkilememesi gerektiğine dikkat çekti. Bunun için iş dünyasından su ve hava kalitesini koruyacak yatırımlara ilgi gösterilmesini beklediklerini anlatan Şahin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak
yeşil sertifika programlarına katılıma ve yeşil finansman araçlarının yaygınlaştırılmasına önem verdiklerini paylaştı.
“Yeşil Dönüşüm” için kentteki üniversite nasıl bir rol üstlendi?
Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Bayram ise, yeşil dönüşüm konusunun yalnızca çevre politikası olarak değil, aynı zamanda bir ihracat meselesi olarak ele alınması gerektiği görüşünde. Bayram’a göre Avrupa pazarına ihracat hedefleyen Gaziantep sanayisi, yeni çevre standartlarına uyum sağlamak zorunda.
Gaziantep Üniversitesi’nin sanayide ihtiyaç duyulacak insan kaynağını önceden oluşturmak için yaklaşık 3-4 yıl önce çalışmalara başladığını söyleyen Bayram, Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri’yle birlikte yürütülen eğitim programı kapsamında 50’nin üzerinde akademisyenin farklı mühendislik alanlarında yeşil dönüşüm konusunda uzmanlaştığını açıkladı. Uzman akademisyenlerce artık şirketlere danışmanlık hizmeti verildiğine işaret eden Bayram, bu uzmanlarca karbon ve su ayak izi hesaplamaları yapılmaya başlandığını, ayrıca özel yazılımlar da geliştirmeye başlandığını aktardı.
“Yeşil dönüşüm, böyle kağıt üzerinde olan bir şey değil” diyen Bayram’a göre sanayide yeşil dönüşüm sağlanabilmesi bir sertifika almakla sınırlı değil. Bir fabrikada yeşil dönüşümün gerçekleşmesi noktasında; ham maddesinin üretim tesisine taşınması, tüm tesiste enerji tüketiminde yeşil enerjiye odaklanılması, fabrika bacasından çıkan emisyonlardan tükettiği suya kadar bütün üretim sürecini incelemek gerektiğini anlatan Bayram, tüm bu incelemeler içinse matematik, kimya, laboratuvar çalışmaları, yazılım ve mühendislik alanlarında ciddi teknik bilgi gerektiğini vurguladı. İlk aşamada fabrikadaki mevcut durumun analiz edildiğini, ardından düzeltme çalışmalarına başlanabildiğini anlatan Bayram, sonuçta şirketleri daha düşük karbon ayak izine sahip ve rekabetçi bir üretim seviyesine taşımayı amaçladıklarını söyledi.
Tüm bu dönüşüm süreci için “insan kaynağı kadar farkındalık da kritik” diyen Bayram, özellikle sanayi yöneticileri, mühendisler ve meslek odaları tarafından yeşil dönüşüm farkındalığı yaratılması gerektiğini sözlerine ekledi.
“Ölçmediğiniz hiçbir şeyi düzeltemezsiniz”
Gaziantep’te yeşil dönüşümün üretim sahasındaki karşılığını ise gıda sektöründe faaliyet gösteren bir fabrikanın yöneticisi Ergün Korkut anlattı.
Yaklaşık 500 kişinin çalıştığı fabrikada karbon ayak izini ölçmeye başladıklarını belirten Korkut, “Ölçmediğiniz hiçbir şeyi düzeltemezsiniz” ifadesiyle karbon ayak izi verileri ortaya çıktıkça fabrikada enerji ve su tüketiminde hangi alanlarda iyileştirme yapabileceklerini de görmeye başladıklarını ifade etti.
Güneş enerjisinden yararlanmak üzere üretim tesislerinin çatısına güneş panelleri yerleştirdiklerini böylece yaz aylarında elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 75’ini, genel ortalamada ise yaklaşık yüzde 50’sini karşılamaya başladıklarını açıklayan Korkut, kompresör, motor gibi ekipmanlarda enerji kayıplarını azaltmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Üretimde kullanılan suyu geri dönüştürmek üzere de çalışma yaptıklarını aktaran Korkut, fabrika sınırları dışında tüm üretim sürecinde yeşil dönüşümü sağlamakta zorluklar olduğunu da söyledi. Karbon ayak izini doğru hesaplayabilmek için ham madde tedarikçilerinden de veri toplamak gerektiğini belirten Korkut, bunun süreçte karşılaştıkları en önemli sorunlardan biri olduğunu dile getirdi.
Korkut, Gaziantep sanayisi açısından güneş enerjisinden yararlanılmasıyla elektrik harcamasında ciddi düşüş sağlanabileceğini ve bunu kendi fabrikalarında deneyimlediklerine işaret ederek, “Dönüşümün maliyeti kadar gecikmenin maliyeti de var” diyerek bireyler dahil olmak üzere herkes için iklim değişikliğine karşı önlemler alınmasının sorumlulukla hareket edilmesi gereken bir konu olarak gördüğünü sözlerine ekledi.
Sonuçta, COP31 Zirvesi arifesinde Gaziantep örneğinde soru artık yalnızca “Yeşil dönüşüm mümkün mü?” değil. Asıl soru, kentte yürütülen dönüşüm çalışmalarının ne kadar hızlı yaygınlaşabileceği ve binlerce şirket açısından nasıl tüm üretim süreçlerini kapsayacak hale getirilebileceği.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:
YouTube: @StüdyoRecap
Instagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
LinkedIn: Stüdyo recap
Bu video, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı video serisinin bir parçası olup hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.







