0:00
/

Merzifon'un karbon ayak izi ve "dirençli kent" dönüşümü

Murat Karabulut – Merzifon

Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında Türkiye’nin taraf olduğu 1992 tarihli İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) uyarınca “iklim dirençli kent” kavramı ve bunun için yapılması gerekli altyapı yatırımları uluslararası gündemde farklı boyutlarıyla konuşuluyor. İklim değişikliğiyle mücadelede kentsel yaşamı, doğayı korumaya odaklı biçimde dönüştürme ve bu amaçla mali kaynaklar yaratılması için devletler, hükümetler de arayışlarını sürdürüyor.

Dünyamızı iklim değişikliğine karşı koruma iddiasındaki BM sözleşmesi imzacısı ülkeleri her yıl buluşturan Taraflar Konferansı (Conference of the Parties (COP) ise gelecek ay Antalya’da gerçekleştirilecek. Ev sahibi Türkiye adına COP31 Başkanı olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ifadesiyle bu uluslararası zirvede, “uygulama” aşamasına geçilmesi ve bunun için mali kaynak ayrılmasında uzlaşılması hedefleniyor. Bu noktada merkezi hükümetler değil yerel yönetimler eliyle doğrudan yerinde dirençli kentler planlanması yapılması gerektiği görüşü ön plana çıkıyor. İklim dirençli kent kavramıyla ise yalnızca deprem, sel gibi afetler karşısında güçlendirmeler yapılması değil aynı zamanda karbon ayak izini ve sera gazı emisyonlarını en aza indiren yerleşim ve sanayi bölgelerine sahip kent hedefleniyor.

COP31 Zirvesi’nde “dirençli kent” kavramını ana başlıklardan biri olarak belirlediklerini vurgulayan Bakan Kurum da, “Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Yeşil bina sertifikasyonunu güçlendirmeliyiz. Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına dönüştürdük ve deprem sonrası tasarladığımız sıfır enerjili bina konseptiyle enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık. COP31 sürecinde tüm bu başlıkları ölçülebilir hedeflerle somut uygulamalara dönüştürecek adımı atacağız. COP31 Başkanlığı olarak dünyaya hedef sunmakla kalmayacağız. Uygulanmış örnekler, ölçülmüş sonuçlar ve ölçeklendirilebilir bir model de önereceğiz” mesajlarını veriyor.

Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde Amasya’nın Merzifon ilçesi ise, Antalya’daki zirveye “dirençli kent” çalışmasıyla ve karbon ayak izi ölçümüyle “model” olarak katılım hazırlığında.

Stüdyo recap’e iklim değişikliğiyle mücadelede ve COP31 hazırlıklarıyla ilgili çalışmalarını anlatan Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı, “Ölçmediğin hiçbir şeyi yönetemezsin” ilkesiyle belediyecilik çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan bir yerel yönetici. Merzifon ilçesinin yönetiminde karbon ayak izini gerçekçi ve tüm anlamıyla ölçme hedefiyle yola çıktığını belirten Kargı, ilk raporlama çalışmasını 2021 yılını kapsayacak şekilde 2022 yılında tamamladıktan sonra şimdi COP31 Zirvesi’ne sunmak üzere 2025 yılında Merzifon’un karbon ayak izini ortaya koyacak raporlama çalışmasını gerçekleştirmekten ve ilçe düzeyinde mahalle mahalle ölçüm yapmayı başarmış yerleşim yeri örneği olmaktan gururlu olduğunu paylaştı. Karbon ayak izi ölçümü denildiğinde “mış gibi yapma” yaklaşımının yaygın olduğunu vurgulayan Kargı, karbon ayak izi diye açıklamalar yapıldığında gerçekçi olmayan ölçüm sonuçları ortaya konulduğunu ancak Merzifon’un ise tam tersine en gerçekçi sonuçları elde etmek üzere uzman desteğiyle ölçümler yaptığını aktardı. Kargı, “COP31’de kurullarda yer alabilmek bizim için çok anlamlı. Mütevazı bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilçesinin aslında dünyaya ne kadar entegre olduğunu, ülkesindeki diğer kurum ve kuruluşlarla bir arada olma iradesini ortaya koyarak nasıl sağlıklı işler çıkarabileceğini en somut şekilde ortaya koymak da bizim önceliğimizdir” diye ekledi.

Merzifon ilçesinde karbon ayak izi ölçümünde danışmanlık hizmetiyle COP hedeflerine uyumlu ve uluslararası ölçüm standartlarında sonuçlar ortaya koyduklarını belirten Prof. Dr. Eralp Özil de öncelikle insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan karbondioksit (CO₂) ve diğer sera gazlarıyla ilgili ölçüm yapılarak “karbon ayak izi” tespiti yapıldığına işaret ederek, “Her şeyden önce iklim değişikliği raporu ile karbon ayak izi çalışması aynı çalışma değildir. Bir kere bunu vurgulamamda yarar var çünkü Türkiye’de işin kolayını seçen bir sürü belediye iklim değişikliği raporu hazırlatmaktadır. Ama o gerekli bilgiyi vermemektedir” ifadesini kullandı. Küresel protokol kuralları uyarınca Merzifon’un 2025 yılı karbon ayak izini tespit ettiklerini kaydeden Özil, Avrupa Birliği’nde Mannheim Deklarasyonu ile sıfır emisyon hedefiyle ilkeler ortaya konulduğunu belirterek, “Eğer Türkiye’de bir yerel yönetim COP31’e hazırsa o kesinlikle Merzifon diyebiliriz. Çünkü Mannheim örneğinden yola çıkıldı” diye konuştu.

Merzifon’da “dirençli kent” olmak için neler yapılıyor?

Merzifon Belediye Başkanı Kargı, İller Bankası’nın desteğiyle yağmur suyu toplama kanalları oluşturulması, 200 kilometrelik su şebekesinin yenilenmesi, kayıp-kaçak oranının azaltılması ve atık toplama tesislerinin modernleştirilmesi için çalıştıklarını anlattı. Yerel siyasette kentin her noktasında kazılar yapılmasıyla halkta oluşan rahatsızlığa da dikkat çeken Kargı, “Yapmış olduğumuz imalatlarda vatandaşlarımız doğal olarak yolların bozulmasından ve toza maruz kalmaktan şikâyet ettiler. Hak veriyorum, bunlara sonuna kadar saygı duyuyorum ama bu işin başka türlü bir yapım şekli yok. Ama bir gerçek var, herkes görecek ki Merzifon Belediyesi olarak İller Bankası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, firmasıyla, müteahhidiyle, halkıyla birlikte gelecek nesillere en az 70-80 yıl yetecek olan bir çalışmaya imza atıyoruz” dedi.

Merzifon’un aynı zamanda Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunduğunu da işaret eden Kargı, “Malum Kahramanmaraş depreminde gördük ki altyapı sorunlarının yüksek olma sebebiyle deprem sonrası halkımız inanılmaz mağduriyetler yaşadı. Bizler de kullanmış olduğumuz boru tipinden yapmış olduğumuz depolara varana kadar olası bir depreme dirençli bir imalatı yani yapım işini gerçekleştiriyoruz. Artık sona yaklaştık. Şehrimizin gelecekte dirençli bir kent olması adına ciddi bir çalışma yaptığımızın farkındayız. Su işi devam ederken şimdi de yeni bir revizyon imar planı yapıyoruz. Zemin sıvılaşması kavramını dikkate alarak yeni yapılardaki şartları çok sert şekilde koruyacağız” diye konuştu.

Merzifon Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Selim Armut da yağmur suyu, atık suyu gibi başlıklarda “zincirleme” bir şebeke oluşturulmasına ve tesisleri bu şekilde planlamaya özen gösterdiklerini anlattı.

Ayrıntılar, Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle hazırladığımız videomuzda.


Ücretsiz Abone Olun


Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.

Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.

Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:

info@turkeyrecap.com

YouTube: @StüdyoRecap

Instagram: @studyorecap

Twitter: @studyorecap

Tiktok: @stdyo.recap

LinkedIn: Stüdyo recap

Bu video, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı video serisinin bir parçası olup hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.

Bu video hakkında tartışma

User’in avatarı

Daha fazlasına hazır mısınız?