Türkiye Cumhuriyeti, 74 yıldır üyesi olduğu NATO (Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü) Liderler Zirvesi’ne 7-8 Temmuz tarihlerinde başkent Ankara’da ev sahipliği yapmasının ardından şimdi de uluslararası arenada iklim alanında rol almaya hazırlanıyor. 24 Mayıs 2004’te Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne imza atan Türkiye; bu kapsamda düzenlenen ve kısa adıyla COP olarak bilinen Taraflar Konferansı’nı 9-20 Kasım’da turizm kenti Antalya’da gerçekleştirecek.
Son olarak New York’taki BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında “Zirvede iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız” diyen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya’da yapılacak COP’un 31. Liderler Zirvesi’nde Türkiye’nin dünyamızı korumak üzere iklim kriziyle mücadelesinde ise eşi Emine Erdoğan’ın himayesindeki “Sıfır Atık Hareketi” kampanyasını vurgulamayı tercih etti. Erdoğan, “Eşim Emine Erdoğan’ın 2017’de ‘Dünya Ortak Evimizdir’ diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi, o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü. Şurası bir gerçek ki; iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür” diyerek tüm BM ülkelerine de bu harekete destek verme çağrısında bulundu.
Peki Türkiye COP31’in ev sahipliğini nasıl bir süreç sonucunda üstlendi?
Stüdyo recap’in sorularını yanıtlayan TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Türkiye’nin Avustralya ile birlikte COP31’in gündemini belirlediğine işaret ederek, Ekim 2021’de Paris Anlaşması’nın resmileşmesiyle birlikte Ankara’nın iklim değişikliği konusunda etkin rol almaya çalıştığını kaydetti.
Erdoğan’ın da konuşmasında ifade ettiği üzere “iklim adaleti” kavramı itibarıyla Türkiye’nin COP31’e ev sahipliğiyle hem müzakereci hem hakem rolü üstlendiğini vurguladığını belirten Dr. Sağlam, “Peki kimlerin arasında köprü, hakem olmaya çalışıyor Türkiye? Aslında burada COP30’dan Türkiye’ye bir yük kaldı. COP30’da fosil yakıtlardan çıkışı savunan ülkeler ile fosil yakıt üreticisi ülkeler arasında bir gerilim vardı. Fosil yakıt kullanımını azaltacak yaklaşımı zengin ülkeler engellemeye çalıştı. Dolayısıyla burada bir gerilim yaşanacak yeniden ve Türkiye özellikle burada taraflar arasında yeniden müzakere zeminini zorlamaya çalışacak. ‘Türkiye olarak tam da burada adil bir hakem olmak istiyoruz’ ifadesini kullanıyor sıklıkla COP31’in Başkanı ve Bakan Murat Kurum. Bir diğeri ise aslında uygulama meselesi. Her COP buluşmasında ‘Artık teorik çerçevesini oluşturduk ve uygulama aşamasındayız’ deniyor. Ancak bu bir türlü gerçekleşmiyor. Türkiye’nin burada köprü olarak görev yapacağı ve yükü sırtlanacağı bir başka alan da gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin sağlayacağı finansal destek ve gelişmekte olan ülkelerin talepleri arasında olacak. Taraflar arasında müzakerelerin sürdürülmesi mümkünse vaat edilen bu finansal desteklerin yerine getirilmesini sağlamak olacak. Dolayısıyla iki açıdan biz Türkiye’yi masada bir hakem olarak göreceğiz” diye konuştu.
Muhalefet COP için ne düşünüyor, AK Parti iktidarının hazırlığını nasıl yorumluyor?
AK Parti iktidarı cephesinde COP31 Başkanlığı’nı Türkiye adına yürüten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin “İklim Uygulama Köprüsü” yaklaşımıyla iklim değişikliği mücadelede “adalet” peşinde olduğunu vurgulamakta. Kurum, New York’ta BM kapsamındaki konuşmasında, “Dünya yeni taahhütler listesinden çok mevcut taahhütlerin somut sonuçlara dönüşmesini bekliyor” diyerek, COP31’in katılımcısı olacak devlet temsilcileriyle özel sektörü ve özellikle finansman kuruluşları sonuç üretmeye odaklanma çağrısında bulundu.
Geçtiğimiz günlerdeki BM Zirvesi kapsamında AK Parti iktidarı, NATO Zirvesi’nin ardından COP31 ev sahipliğiyle uluslararası arenada Türkiye’nin diplomasiyle öne çıktığını vurgulamaktayken, muhalefet ise COP’un esas meselesi olan iklim değişikliğine karşı çevreyi koruma konusunda pek adım atılmadığı görüşünde.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, öncelikle Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasını gurur verici bulduğunu belirterek, AK Parti’nin adil dönüşümü önceliklendirme açıklamasına karşılık COP kapsamındaki kendi taahhütlerini de hayata geçirmediğini dile getirdi. Örneğin 2021’de Glasgow’da (İskoçya) AK Parti iktidarınca Türkiye adına ormanları koruma amaçlı deklarasyona imza atıldığını anımsatan Rızvanoğlu, aynı AK Parti iktidarının kendi zeytinliklerini, tarım arazisini koruma çabasındaki köylülere maden şirketleri için baskı uyguladığını işaret etti.
Rızvanoğlu, ayrıca COP31’deki zorlu başlığın“iklim finansmanı” olduğunu vurgulayarak ve “COP31’de bir araya gelecek 190’dan fazla ülke için nasıl bir finansman modeli olacak? Neler yapılacak? Hakikaten gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere vereceği finansman fonları, kayıp zarar fonları nasıl olacak? Bakın bir tarafta gerçekten bolca tüketim yapan ve açıkçası sürekli dünyayı kirleten ülkeler, bir tarafta seller, yağmurlar ülkesini, toprağını kaybeden daha az gelişmiş ülkeler” diyerek ana muhalefet partisi olarak bu konudaki gelişmelere de odaklandıklarını açıkladı.
DEM Parti Ekoloji ve Tarımdan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili İbrahim Akın da Halkların İklim Zirvesi’yle COP31’e verilecek mesajları dikkate almak gerektiğini belirterek, AK Parti’nin Türkiye’nin neredeyse yüzde 68 oranında her bölgesinde madencilik ruhsatı verilmişken adil bir iklim sürecinden söz edilemeyeceğini anlattı.
Aynı zamanda TBMM Çevre Komisyonu üyesi Akın, “Bizim ülkemiz bu konuda ev sahipliği yaparken peşinen bu meselelerde en başarılı ülkeler gibi değerlendirilmesi doğru gelse de öyle değil. Maalesef Avustralya ve Türkiye fosil yakıtlar konusunda en fazla üretim yapan enerji politikasında böyle olumsuz davranan ülkeler arasında. Yani gerçek başka türlü, sözler başka türlü. Somut bir örnek vermek gerekirse Türkiye’de yüzde 56,6 gibi halen fosil yakıt üretimi yapılan enerji politikaları var ve AK Parti’nin de bu enerji politikalarından vazgeçmek gibi bir derdi de yok” diye konuştu.
Detaylar Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği'nin desteğiyle hazırladığımız videomuzda.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:
YouTube: @StüdyoRecap
Instagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
LinkedIn: Stüdyo recap
Bu video, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı video serisinin bir parçası olup hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.








