Birleşmiş Milletler (BM-UN) bünyesinde 1992 tarihli İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi imzacısı ülkeler tarafından tüm insanlık için ortak yaşam alanı Dünya’yı koruma iddiasıyla yürütülen çalışmaları değerlendirmek üzere her yıl taraflar konferansı yani Conference of the Parties (COP) gerçekleştiriliyor.
BM çatısı altında iklim değişikliğiyle mücadelede devlet/hükümet başkanları ve temsilcileri katılımıyla düzenlenmesi itibariyle en üst düzey karar organı niteliğindeki COP’un 31’incisi bu yıl Antalya’da, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde toplanacak.
Küresel iklim yönetiminde kolektif eylem planı ortaya konulmasını amaçlayan COP, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında ilerleme sağlanmasını, ülkelerce alınan önlemlerin etkilerini ölçmeyi ve uygulamaları güçlendirmeyi değerlendiriyor.
COP31 Türkiye zirvesi resmi sitesinde; COP’un iklim mücadelesi odaklı “yapılandırılmış bir inceleme süreci olduğu” belirtilerek, “uluslar arasında şeffaflığı, hesap verebilirliği ve iş birliğini güvence altına alındığı” vurgulandı. “Yıllar içinde COP’lar, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması da dahil olmak üzere küresel iklim eyleminde önemli kilometre taşlarına yol açmış ve uluslararası iklim politikasının yönünü şekillendirmiştir” denildi. COP31’in ise üç ana başlıkta gerçekleştirileceği açıklandı:
Emisyon hedefleri ve uygulama — Ülkelerin Paris Anlaşması kapsamındaki güçlendirilmiş ulusal katkılarını hayata geçirmesi,
İklim finansmanı — COP29’da belirlenen yeni toplu nicel finansman hedefinin gelişmekte olan ülkelere ulaştırılması,
Uyum ve dayanıklılık — Savunmasız ülke ve toplulukların iklim risklerine karşı dayanıklılığının artırılması.
Peki COP zirveleriyle BM üyesi ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadelede ve tüm canlılar için yaşanabilir bir dünya hedefinde ne derece başarılı adımlar atıyor?
Stüdyo recap, COP31 arifesinde küresel ilişkiler çerçevesinde iklim değişikliğine karşı yürütülen çalışmaları, serbest piyasa ekonomisi bir başka deyişle kapitalist sistem arka planında büyüteç altına aldı.
COP31’in Türkiye Cumhuriyeti adına ev sahibi başkanı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bonn’da düzenlenen toplantıda “COP31’in temel yaklaşımı açıktır. Başlık üretmek değil, uygulamayı daha da hızlandırmak. Niyet beyan etmek değil, sonuç almak ve iklim eyleminin sonuçlarını şehirlerde, tarlalarda, evde, sanayide, enerjide, okulda, hastanede insanın hayatında hissedilir hale getirmek istiyoruz” mesajını verdi. Kurum, COP31 eylem planıyla ilgili toplantıda, “Dünya verilen kararların hayata geçtiğini görmek istiyor. Çünkü doğa yorgun, insanlık yorgun, kuraklık sofraya kadar uzanıyor. Seller bir ömrün emeğini bir gecede alıp götürüyor. Yangınlar yalnızca ağaçları değil, hatıraları, yuvaları ve gelecek umudunu da yakıyor. Hep birlikte temiz suya erişemeyen çocuklar için, geleceğini toprağa emanet eden çiftçiler için, evlerini ve umutlarını afetlerde kaybeden aileler için, emisyonların salınımından sorumlu olmadığı halde en ağır bedeli ödeyen çocuklar için ve bizden sonra da bu dünyayı devralacak nesiller için artık daha hızlı hareket etmeliyiz” sözleriyle iklim değişikliği için önlemleri uygulama gereğini işaret etti.
Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Nas, “Aslında bütün bu COP’un dayandığı bir uluslararası sistem var ve bu uluslararası sistemin kendi içindeki adaletsizlikler var, dengesizlikler var, tutarsızlıklar var ve COP sistemi bunu tabii düzeltemiyor” tespitinin ardından artısı ve eksisiyle COP sürecini değerlendirme çağrısı yaptı.
Bugün artık küresel sistemde “teknofeodalizm” tartışması yapıldığını vurgulayan Nas, küresel teknoloji şirketleri tarafından etkilenen siyasi ve ekonomik sistemler bulunduğunu ve dolayısıyla “yeşil boyama”, “yeşil aklama” şeklinde COP süreçleriyle gerçekten dünyayı korumak için adımlar atıldığı görüşünün sorgulandığını dile getirdi.
İklim Adaleti Koalisyonu aktivisti Ecehan Balta, “Biz her şeyden önce kapitalizm, patriyarka yani erkek egemenliği ve sömürgeciliğin el ele bu iklim felaketinden, ekolojik yıkımdan sorumlu olduğunu düşünüyoruz. Bu da sınır tanımıyor” diyerek, iklim değişikliğinden de her kesimin eşit şekilde etkilenmediği için çözümler konusunda “adil” uygulamalar arayışında olduklarını aktardı.
Devletler ve şirketler nedeniyle sivil toplum örgütleriyle COP’lar arasında artık kopuş yaşandığını anlatan Balta, devletler/hükümetler üzerinde baskı mekanizması oluşturmak içinse Halkların İklim Zirvesi buluşmasını gerçekleştireceklerini paylaştı.
Detaylar Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle hazırladığımız videomuzda.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:
YouTube: @StüdyoRecap
Instagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
LinkedIn: Stüdyo recap
Bu video, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı video serisinin bir parçası olup hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.






