Dünyada iklim değişikliğiyle mücadelede fosil yakıt kullanımını en aza indirmek hedefine rağmen COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak Türkiye’de halk deyimiyle “kara altın” olan kömür madenciliği yaygın şekilde devam ediyor.
Antalya’daki zirvede Türkiye adına mevcut hükümet tarafından sera gazı emisyonunu azaltma ve fosil yakıtlara veda edilmesi yönünde hangi vaatlerde bulunacağı merak konusuyken, Muğla’daki Akbelen Ormanı örneğinde yeni kömür madeni sahaları açılmasına izin verilmesi çelişkisi tartışılıyor.
Stüdyo recap, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı, kısa adıyla COP kapsamında dünyamızda yaşamı etkileyen iklim değişimi gerçeğinde kömür madeni ve Türkiye’deki tabloyu uzman görüşleriyle irdeledi.
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, “Türkiye’deki enerji dönüşüm gündemine bakıldığında aslında hızlı bir de enerji dönüşüm gündemi olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin çok iddialı yenilenebilir hedefleri var. 2035 yılına kadar 120 gigavat güneş ve rüzgar kurulu gücüne erişme gibi bir gündemi var. Ancak buna baktığımız zaman yani bu tartışma içerisinde biz Türkiye’nin kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan çıkış gibi bir konuyu önceliklendirmediğini görüyoruz” tespitini paylaştı. Elektrik üretiminde kömür tüketimine dayalı enerji elde edilmesinden vazgeçilmemesine karşın son iki yılda kömür madenciliğinde 11 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını ifade eden Özenç, hemen hemen her maden bölgesinde maden işçilerince hak arayışı protestoları gerçekleştirildiğini ve çalışma koşullarındaki olumsuzluklara çözüm bulunmadığını anımsatarak, ithal kömüre bağlılık artarken yerli kömür üretiminde de sağlıklı planlama yapılmadığının açıkça görüldüğünü vurguladı.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, iklim değişikliğinin yüzde 70-75 oranında fosil yakıtlar tarafından tetiklendiğine dikkat çekti. Alpay, dünya genelinde fosil yakıt tüketiminden vazgeçilmesi gündemine paralel olarak Türkiye’nin 2053 yılında “karbon nötr ülke” olma hedefi bulunduğunu hatırlattı; ancak ülkenin elektrik üretiminde halen kömüre bağımlı olduğunun altını çizdi.
Yerli kömürün yeterince verimli olmadığını ve bu yüzden Türkiye’nin kömür ithalatçısı olmaya devam ettiğini belirten Alpay, yerli kömür üretimi ve madencilik alanındaki sorunlara da değindi. Alpay, hem maden işçileri hem de maden sahalarının çevresinde yaşayan bölge halkı için sağlıklı yaşam koşullarının güvence altına alınmadığını vurguladı.
Bu yıl düzenlenecek COP31 zirvesinde en önemli gündem maddesinin “fosil yakıtlardan adil çıkış” olacağını hatırlatan Alpay, Türkiye’nin zirvedeki en az 190 ülke temsilcisine örnek olabileceğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunun için yapılması gereken hamle; Türkiye’nin yeni kömür santrali yapmayacağını açıklaması ve bunun da bir göstergesi olarak Afşin’de planlanan santrali iptal etmesi ve bundan sonra da kademeli olarak kömürden adil bir çıkış planıyla çıkacağını açıklaması. Böylece fosil yakıtlardan adil bir çıkışla bu mümkündür mesajını vermiş olur ve kendi liderliğini de güçlendirmiş olur. Kömürden adil bir şekilde çıkacağını ilan etmek; kimseye geride bırakmayacak, yerel ekonomileri, işçileri, oraya bağlı insanları mağdur etmeyecek şekilde çıkacağını ilan etmek önemli olacaktır.”
İzmir Çevre Hareketi Avukatlar Grubu üyesi Avukat Arif Ali Cangı da, Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde olmasına rağmen zeytin alanlarıyla ilgili madenciliğe yeşil ışık yakan yasal düzenlemeyle ilgili halen hukuki iptal kararı alınmadığını anımsatarak, her geçen gün yasal düzenlemelerle ülke genelinde maden sahalarında artış olduğunu işaret etti. Cangı, ayrıca “Kasım ayında Antalya’ya toplanacak olan COP31’in karar vericileri, Türkiye’deki mevcut politikaları dikkate almaları gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin vereceği sözler, bu uygulanan politikalarla samimi mi, doğru mu, yanlış mı şekilde değerlendirmekte yarar var. Bu karar vericilerin, Milas’ı, Akbelen’i görmelerini ben öneririm. Zira Akbelen’i gören vicdanlı bir kişi, orada yaşanan katliamı, orada yaşanan ekokırımı yok sayamaz diye düşünüyorum” mesajını verdi.
Detaylar Heinrich Böll Vakfı Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırladığımız videomuzda.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:
YouTube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
LinkedIn: Stüdyo recap
Bu makale, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı rapor serisinin bir parçası olup, hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.




