0:00
/
Transkript oluştur
Bir transkript; klipleri, ön izlemeleri ve düzenlemeyi açar

İklim krizi: Tarımda susuzluk alarmı ve COP31

Oğulcan Bakiler - İzmir

Türkiye coğrafyasının yüzde 65’lik bölümünde kuraklaşma yaşandığı tespiti paylaşılırken, Türkiye’nin önündeki temel soru şu: Sınırlı su kaynakları hangi bölgede, hangi ürünü yetiştirmek için ve nasıl kullanılacak?

Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi kapsamında tarım ile iklim değişikliği arasındaki uyum sorunu da ele alınacak. Sınırlı su kaynaklarının sürdürülebilirliği değerlendirilecek ve gıda güvenliği de önemli başlıklardan biri olacak.

Stüdyo recap, Ege Bölgesi’nde kuraklık sonucunda tarım sektöründeki üretim tercihlerinde yaşanan değişime ve Türkiye genelindeki kuraklık sorununa büyüteç tuttu.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, tarım çağdaş teknolojiyle birleştirilirken, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele kapsamında tarımda ve kentlerde uyum için çaba harcanması gerektiğini söyledi.

Türkeş, “Türkiye su yönetimi ve kuraklık yönetimi açısından hazır değil. Çünkü proaktif, bütünleşik, dinamik ve paydaşların katıldığı bir su yönetimi yapılmadı. Ne yangın yönetimi ne de kuraklık yönetimi var. Ama pek çok çalışma, pek çok proje var. Ne insan sistemlerinde ne doğal sistemlerde ne kuraklıkla mücadelede ne yeraltı suyunu koruyabilmek için yapılan yasal düzenlemelerin takibi ve uygulanmasında ne de tarımda etkili ve yeterli bir sulama sistemini destekleyecek uygulamalarda yeterlilik var. Damla sulamayı konuşuyoruz ama bunun ağırlığı fazla değil. Hâlen en yaygın yöntem olarak salma sulama yapılıyor” diye konuştu.

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Paris Anlaşması ve Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi kapsamında, küresel düzeyden bölgesel düzeye kadar kuraklık yönetimine ilişkin bütün kararların desteklenmesi ve uygulanmasıyla başarı sağlanabileceğini anlatan Türkeş, “İklim değişikliğinden, sıcak hava dalgalarından, orman yangınlarından, tarımsal ve hidrolojik kuraklıklardan, aşırı hava ve iklim olaylarından en fazla etkilenebilecek ülkelerden biri Türkiye olduğu için, Türkiye’nin bunlara sahip çıkarak hem ulusal hem bölgesel hem de küresel düzeyde öncülük yapması gerekiyor” diye ekledi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, tatlı suyun yüzde 75’inin tarım sektörü tarafından kullanıldığını vurgulayarak, gıda güvenliği için hangi ürünlere öncelik verileceğine ilişkin planlama yapılması çağrısında bulundu.

Devletin sorumluluğunun altını çizen Çakıcı, “Bizim su kaynaklarımızın birincisi yüzey sularımız. Yani yağmuru, yağışı ve nemi tutmamız gerekiyor. Bunu nelerle yapabiliriz? Barajlarla, göletlerle yapabiliriz. Temelde devlet yatırımları önemli. Devlet eliyle, barajların yanı sıra göletler ve büyük sulama tesisleri yapılması gerekiyor. Kış döneminde yağan suyu tutmak zorundayız” dedi.

Çakıcı, “Ben COP31 masasında olsam öncelikle, iklim değişikliği projeksiyonlarına göre var olan ya da olacak suyu muhafaza etmek için neler yapabileceğimi, bunu koruyabilmek için hangi adımları atabileceğimi tartışırdım. Daha sonra da rezerv ettiğim suyu çiftçiye hangi koşullarda ulaştırabileceğimi ve hangi ürünler için kullanabileceğimi ele alırdım. Daha sonra da rezerv ettiğim suyu çiftçiye hangi koşullarda ulaştırabileceğimi ve hangi ürünler için kullanabileceğimi ele alırdım. Kesinlikle yeni tarım politikalarına geçmemiz lazım. İklim değişikliğini kabul ediyorsak -ki zaten yaşıyoruz - yeni tarım politikalarına geçmek zorundayız” mesajını verdi.

Aydın-Söke Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi Başkanı Yılmaz Gültekin de Türkiye’de mutlaka doğru bir su yönetimi politikasına ve uygulamasına ihtiyaç bulunduğuna işaret ederek, Menderes Nehri örneğinde nehrin birkaç noktasında boğum sulama yapılmasını talep ettiklerini açıkladı.

Ziraat mühendisi ve çiftçi Mustafa Ateş de suyun tarlalara sulama kanallarıyla ciddi kayıplar yaşanarak ulaştığını belirterek, sıcak hava koşulları dikkate alınarak devlet eliyle mutlaka kapalı sulama sistemine geçilmesi gerektiğini ve bunun çiftçiler tarafından bireysel yatırımlarla gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Detaylar, Heinrich Böll Vakfı Türkiye Temsilciliğinin desteğiyle hazırladığımız videomuzda.


Ücretsiz Abone Olun


Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.

Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.

Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:

info@turkeyrecap.com

YouTube: @StüdyoRecap

İnstagram: @studyorecap

Twitter: @studyorecap

Tiktok: @stdyo.recap

LinkedIn: Stüdyo recap

Bu video, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı video serisinin bir parçası olup hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.

Bu video hakkında tartışma

User’in avatarı

Daha fazlasına hazır mısınız?