Basın ve ifade özgürlüğü alanında, sadece LGBTİ+ örgütlenmelerini hedef alan “Ailem Güvende” operasyonu değil Kaşif Kozinoğlu’yla ilgili soruşturma örneğinde olduğu gibi farklı başlıklarda tutuklama ve erişim engellemesi kararlarıyla yine yeniden sancılı günler yaşanıyor.
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) adına yönetim kurulu üyesi kıdemli gazeteci Nurcan Gökdemir, “Bağımsız yayın organları bir avuç kaldı, iktidar yanlısı olmayan gerçek habercilik yapan az sayıda kuruluş ve gazeteci söz konusu. ‘Muhalif’ terimini benimseyenlerden değilim, kendimizi de öyle ifade etmiyorum. Sadece ve sadece gazetecilik yapıyoruz, evrensel ilkelere dayanarak gazetecilik yapıyoruz, aktarma görevimizi yerine getiriyoruz. Halkın haber alma hakkının gereğini yerine getiriyoruz. Ancak gazetecilik bu dönemde cesaret gerektiren bir iş oldu. İşini iyi yapmanın ötesinde aynı zamanda cesaret gerektirir oldu. Çünkü işinizi iyi yapıyor olmanız zaten cezalandırma gerekçesi, hatta kanunda karşılığı olmayan konularla cezalandırılmak isteniyoruz çoğu zaman” tespitini paylaştı.
Stüdyo recap’in sorularını yanıtlayan BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir, gazetecilere yöneltilen suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekti. Selahattin Günday’ın 15 yıl öncesine ait, zaman aşımına uğramış ve üstelik başka bir muhabir tarafından çekilmiş bir fotoğraf gerekçe gösterilerek tutuklandığını hatırlatan Gökdemir, ortada adeta “Kaşif Kozinoğlu adliyeye getirildiği sırada orada bulunmak” gibi icat edilmiş bir suç olduğunu belirtti. Gökdemir; YouTube yayınına Erk Acarer’i konuk eden Lale Ozan Arslan’ın da benzer şekilde suçlandığını kaydetti. Serbest gazeteci Tuğba Tekerek’in ise Kaos GL için hazırladığı Gürcistan seçimleri haberi nedeniyle İstanbul’dan Ankara’ya götürülerek tutuklandığını anımsatan Gökdemir, Tekerek’e yöneltilen “müstehcen yayına aracılık etmek” suçlamasının gerçeği yansıtmadığını; ortadaki eylemin yalnızca “hak haberciliği” olduğunu vurguladı.
Son üç gazeteci tutuklaması örneği itibariyle gazetecilik yapılması nedeniyle gazeteciler aleyhine suçlamalar yapıldığını ve tutuklama kararları alındığını vurgulayan Gökdemir, “Son yıllarda gazetecilik bir suçlanma gerekçesi olmaya başladı. Sadece gazetecilik kimliği dahi bir suçlama gerekçesi olmaya başladı ama giderek dozunun arttığını görüyoruz. İktidarın sevmediği haberleri yapan mecralarda çalışan, gerçek anlamda gazetecilik yapan isimlerin bu tip suçlamalara ve cezalandırmalara muhatap olduğunu görüyoruz. Geçmişte bir gazetecilik kusuru olarak nitelendirilebilecek, sehven yayınlanmıştır ya da işte haber kaynağı tarafından yanıltılmıştır diye düzeltilebilecek bazı haberler bile suçlama konusu yapılıyor. Bu suçlamalarla gazetecilerin uzunca süre cezaevinde tutulduklarını görüyoruz. Esas olarak; cezalandırılmak istenen gazetecilik… Gerçek anlamda habercilik yapan halkın haber alma hakkının gereğini yerine getirmek özveriyle çalışan, haber takibi yapan, kamuoyunun ilgisini çeken ve duyması gereken olayları aktaran, isimlerin cezalandırmaya gözaltına, tehdide, sokakta dayak atmaya kadar varan olaylara tanıklık ediyoruz. Tüm bunların esas olarak gazeteciliğin cezalandırılmasını hedeflediğini söylemek mümkün” diye konuştu.
“Haber içeriklerine ve gazeteci hesaplarına engellemelerde sürekli artış var”
Son olarak aile gerekçeli operasyonla başlayan süreçte LGBTİ+ haklarıyla ilgili, insan haklarıyla ilgili paylaşımlar yapan hesaplara ve haberlere erişim engellemelerinde bulunulmasını sorduğumuz Gökdemir, BirGün gazetesi olarak neredeyse hemen her gün haber içerikleri aleyhine farklı kentlerdeki mahkemeler aracılığıyla erişim engellemesi kararları alındığını anımsatarak, çok sayıda gazeteci aleyhine X hesaplarına da engelleme kararları verildiğini ve bunun da gazeteciliği hedef almak anlamına geldiğini işaret etti. Gökdemir, “Sürekli yükselen bir ivme görüyoruz. Sürekli bu baskıların arttığını görüyoruz. Her geçen gün bir öncekini aratacak yeni bir olayla karşı karşıya kalıyoruz. O nedenle de bir öngörüde bulunmak kolay. Belli ki bu işler artacak. Her gün yeni bir yöntemle, alışılmadık bir baskı yöntemiyle karşı karşıya kalacağız. Türkiye internetin serbest olduğu bir ülke, İran gibi, Rusya gibi, internetin yasaklı olmadığı bir ülke. Ancak bu, hesaplarına erişim kararları o kadar yaygın bir hali almaya başladı ki, bir anlamda birçok kişi için aktif, özellikle de bu mecrayı aktif olarak kullanan insanlar için gelen yasaklamalar, erişim engelleri gerçekten de internetin yasaklanması gibi bir tablo oluşturmaya başladı. Yani doğrudan yasaklamıyorlar elbette ama bu mecraları aktif ve verimli bir şekilde kullanan insanlar engellenerek bu yasak fiilen uygulanmaya başlandı. Toplumun önemli bir kesimi için diye düşünmek lazım” diye konuştu.
ÇGD adına basın ve ifade özgürlüğü alanındaki son durumu yorumlayan kıdemli gazeteci Nurcan Gökdemir’le röportajımızın detayları videomuzda.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com
Sosyal medya hesaplarımız:
Youtube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap









