AK Parti iktidarının muhalefet için tarihî ve sembolik öneme sahip İzmir’de adeta ‘seçimi kazanmış gibi’ propaganda yapması ve yerel yönetimlerde yaşanan son gelişmeler, Türkiye’deki son seçim sonuçlarını değersizleştirdi. Ortaya çıkan bu tabloda “Türkiye’deki yönetim nasıl adlandırılmalı?” sorumuzu yönelttiğimiz siyaset bilimi uzmanı Prof. Dr. Ayşen Uysal’a göre, seçimlerin yapılıyor olması bir rejimi demokratik olarak adlandırma gerekçesi değil ve baskı repertuvarı ise gün geçtikçe çeşitlenmekte.
Bugün İzmir yerel yönetimi, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri sonucunda yüzde 49 oy oranıyla büyükşehir belediye başkanı seçilen Cemil Tugay’ın AK Parti rozeti takmasıyla iktidar kontrolüne geçti. Oysa AK Parti, MHP’yle birlikte Cumhur İttifakı adayı olarak İzmir’de Hamza Dağ ile yarıştığı seçimde yüzde 37 oy alabilmesine karşın bugün sandık günündeki “millet iradesi” yerine şahıs iradesiyle kent yönetimini ilk kez parti hanesine yazıyor.
Yerel seçimlerde büyükşehirlerde yüzde 42 oy oranıyla son seçim sonucunda Özgür Özel liderliğindeki CHP, “Türkiye’nin birinci partisi” olurken, AK Parti ise yüzde 36,4 oy oranıyla ikinci sıraya düşmüştü. Ancak İstanbul’da Ekim 2024’te “kent uzlaşısı” gerekçeli operasyon ve ardından Ekrem İmamoğlu’nun hedef alındığı Mart 2025 operasyonuyla birlikte Türkiye’nin yerel seçimler sonucundaki haritasında değişimler başladı. Son dönemde Üsküdar ve Adalar örneklerinde başkanvekili seçimlerindeki tartışmalı gelişmelerin yanı sıra Aydın, Afyonkarahisar ve bugün İzmir örneklerindeki belediye başkanı transferleriyle AK Parti seçimde kaybettiği yerlerde iktidar olma gücüyle dolayısıyla devlet olanaklarıyla kontrolü ele alıyor.
CHP yönetimi 21 Mayıs’ta “mutlak butlan” kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu yönetimde olduğu için 24 Temmuz’da kurduğu YENİ Parti ile ana muhalefet partisi liderliğini koruyan Özgür Özel ise, İzmir’deki bugünkü “değişim” öncesinde Le Figaro gazetesindeki yazısında ülkedeki mevcut rejimi “sofistike otoriterlik” olarak nitelendirmişti. Özel, yazısında Türkiye’nin 21. yüzyılda gittikçe incelikli, karmaşık bir otoriterlik örneği olduğunu ve Erdoğan’ın siyasi gücü kendi etrafında topladığını söyleyerek, “Seçimlere yüksek katılım ise önemli bir gerçeği ortaya koyuyor, Türkiye’ye demokrasinin dışarıdan dayatılmasına gerek yok. Halk demokrasiye zaten inanıyor. Bugün asıl soru, yurttaşların demokratik tercihlerinin siyasi iktidara dönüşmesine halen izin verilip verilmediğidir?” sorusunu gündeme taşıdı.
Kamu yönetimi ve siyaset bilimi alanında uzman Prof. Dr. Ayşen Uysal, 2015 yılı sonrasındaki gelişmeler itibarıyla siyaset bilimcilerde, genel olarak sosyal bilimcilerde; Türkiye’deki rejimi tanımlama, adlandırma çabası bulunduğuna işaret ederek, seçimlerin yapılıyor olması itibarıyla bugün bir rejimi demokratik olarak adlandırma olanağı olmadığını vurguladı.
“Cemil Tugay’ın gönüllü olarak AK Parti’ye geçtiğini düşünüyorum”
Stüdyo recap’in sorularını yanıtlayan Uysal, “seçim olması otoriter olmasına engel değil ya da birtakım kurumlar örneğin parlamento gibi halen var olması da” diyerek, bugün dünyada Vladimir Putin’in yönetimindeki Rusya’nın başı çektiği, Türkiye’nin bir diğer örnek olduğu noktada Fransa, Macaristan, Amerika gibi pek çok ülkeye otoriterlik modeli deneyimleri transfer edildiğini kaydetti.
Demokraside artık “içi boşalmışlık”, “aşınmışlık” gibi kavramlardan söz edilebileceğini anlatan Uysal, bugün İzmir’le ilgili yaşanan gelişme de dikkate alındığında, Özgür Özel’in yazdığı üzere halkın demokratik tercihleriyle siyasi iktidarı değiştirebileceğini artık söylemekte zorlanacaklarını ifade etti. Tugay’ın adaylaşma süreci itibarıyla bugün Özel yönetimini zor duruma soktuğunu anlatan Uysal, “Cemil Tugay korktuğu için değil, gayet istekli, gönüllü şekilde AK Parti’ye geçti” görüşünü de paylaştı.
“Şimdi seçimlerin göstermelik yapılmasıyla yapılmaması arasında fark kalmadı”
Türkiye’de demokratik kurumlarda çok uzun zamandır aşınma, içi boşalma durumu yaşandığını ve ne yazık ki profesyonel siyasetçilerce bunun yeterince önemsenmediğini, bununla mücadele edilmediğini belirten Uysal, “Şimdi Özgür Özel’in durduğu konum oldukça zor bir konum çünkü şu sıkışmışlık halinde siyaset yapmaya çalışıyor. İki açıdan sıkışmışlıktan söz edebiliriz. Birincisi, son seçim sonucunun tamamen anlamsızlaştığı bir süreç yaşanırken yurttaşları yeniden seçim sandıklarının başına gitmeye halen hazırlaması, istekli tutması gereken bir noktada bu aynı zamanda siyasetin gereği yapmaya çalışmakta ama diğer taraftan sandığa gitme inancı ortadan kalkıyor, bu konuda yurttaşlar olarak bizler seçim sandığına gitmek anlamlı mı, bunun üzerine düşünüyoruz. Şimdi bir taraftan bu var. Diğer sıkışıklığı yazısında kendisini çok hissettiren bir sıkışıklık; o da iktidar bir süredir muhalefeti yerli ve milli çemberi içinde sıkıştırdı. Yurt dışına yapılan her çağrı ülkeye ihanet gibi sunulurken, Türkiye’deki hak ihlallerine rağmen uluslararası arena ise sessizleşiyor. Şikayet etmeden ama durumu ortaya koyma meselesi içinde yazısını kaleme aldığını görüyoruz” diye konuştu.
Profesör Uysal, “Şu anda sosyal mühendislikle koşut, paralel ilerleyen bir siyasi mühendislik söz konusu. Bütün yaşananları bu çerçevede okumak mümkün. Siyasetin dizayn edildiği ama sistemin de hızla başka yerlere kaydığı bir durumla karşı karşıyayız. Aynı zamanda demokrasiyi, sandık demokrasisine indirgeyen Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun liderinin girdiği başka bir yolu da gösteriyor bu... Türkiye’de çeşitli vesilelerle seçimler yapılmaz mı, korkusu hep aşılandı, tartışıldı gündeme geldi bu. Şimdi artık seçimlerin göstermelik yapılmasıyla yapılmaması arasında çok da bir fark olmadığını gördüğümüz bir süreçten geçiyoruz. Bu umutsuzluk aşılamak için değil ama durumu, teşhisi ortaya koyup ötesine bakabilmek açısından önemli” diye ekledi.
Detaylar söyleşimizde.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com
Sosyal medya hesaplarımız:
Youtube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap









