İSTANBUL - Bu yılın sıcak bir ağustos gününde, kuş gözlemcisi Erdem Kuruca, İstanbul’un eteklerindeki Küçükçekmece Gölü’ne gitti. Bir arkadaşı onu arayarak, Tahtakale demir yolu hattı boyunca uzanan bir elektrik direğinin altında ölü bir beyaz leylek bulduklarını söylemişti. Direğin üzerindeki tabelada “Ölüm Tehlikesi” yazıyordu.
Kuruca, şehirde mahsur kalan kuşlar hakkında bir belgesel çekiyordu ve kuşların uyarı levhalarını okuyamadığını gösteren bir sahne kaydetmek istiyordu. Başka ölü kuşlar olup olmadığını görmek için raylar boyunca yürümeye karar verdiler. Çok geçmeden, adeta bir korku filminin içine adım attıklarını fark ettiler.
Demir yolu boyunca uzanan yalıtımsız elektrik telleri ölümcül bir tuzağa dönüşmüştü. Güneye yaptıkları uzun göç sırasında bitkin düşen leylek sürüleri, dinlenmek için yüksek direklere tünemişti. Ancak kanatları akım taşıyan telleri birbirine bağladığı anda kısa devreye yol açmış, vücutlarından 27.500 volta varan akım geçmişti.
Sadece birkaç kilometrelik demir yolu boyunca Kuruca ve arkadaşları 110’dan fazla ölü leylek saydı. Bazılarından geriye yalnızca tüyler kalmıştı. Diğer noktalarda ise akımdan sağ kurtulan ancak bacaklarının ya da kanatlarının kesilmesiyle kurtarılabilecek kadar ağır yaralanmış leylekler buldular. Başlarının üzerinde dönüp duran yeni sürüleri gören grup, ölüleri saymak yerine hayatta kalanları kurtarmak için harekete geçmeleri gerektiği konusunda hızla anlaştı.
Kuruca, Turkey recap’e yaptığı açıklamada, “Beni gözyaşlarına boğan şey, leylekleri elektrik hatlarına tünemiş halde görmek oldu. Henüz ölmemişlerdi; fakat yanlış bir hareketleri ya da yanlarına inip temas eden başka bir leylek onları saniyeler içinde öldürebilirdi. Ve hiçbir şeyden haberleri yoktu,” dedi. “Fakat bizi ayakta tutan da buydu. Hani, biraz daha hızlı koşmazsan ölecekleri düşüncesi.”
Yaklaşık iki hafta boyunca Kuruca ve arkadaşları nöbet tuttu; Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) durumu fark edene kadar bağırarak ve sopalarla leylekleri uzaklaştırmaya çalıştı. TCDD, leylekleri ürkütmek için bir bakım aracı görevlendirdi ve hatta akşam saatlerinde rayların elektriğini kesti. Nihayetinde, kuşların konmasını engelleyen caydırıcı aparatlar monte edildi. TCDD, bu haber yayına hazırlanırken yorum taleplerine yanıt vermedi.
Sonbahar göçü sona ererken, güvenlik önlemleri pek çok kuş için çok geç kalmış oldu. Bölge sakinleri Kuruca’ya, Tahtakale rayları boyunca leyleklerin yıllardır öldüğünü söyledi. Diğer bölgelerdeki kuş gözlemcileri de benzer katliamların ülke genelinde yaşandığı konusunda defalarca uyarılarda bulundu.
Kuruca, “İnsanlar leyleklerin elektrik çarpması sonucu öldüğünü hep biliyordu, ancak onların bu şekilde [kameralar önünde] öldüğünü gördüklerinde konuya karşı çok daha duyarlı hale geldiler,” dedi.
Şimdi, giderek büyüyen bu toplumsal tepki, Ankara’nın iklim gündemiyle karşı karşıya geliyor. Türkiye, bu ay Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesi öncesinde hızlı elektrifikasyonu savunurken, giderek genişleyen enerji ve demir yolu ağı, zaten tehlikelerle dolu olan bu göç koridorunu daha da ölümcül hale getirme riski taşıyor.
Göçmen kuşların Kâbe’si: İstanbul
Türkiye, Arktik tundradan Afrika'nın güneyine kadar uzanan ve dünyanın en işlek göç koridorlarından biri olan Afrika-Avrasya göç yolunun tam merkezinde yer alıyor. Elverişli hava akımları ve beslenmeye elverişli konaklama alanları sayesinde 2 milyardan fazla göçmen kuş bu güzergâh boyunca hareket ediyor.
Marmara Denizi ile Karadeniz arasına sıkışan İstanbul, kritik bir geçiş noktası oluşturuyor. Süzülerek uçan birçok büyük kuş, yalnızca karaların üzerinde oluşan termal hava akımlarına bel bağlar; bu durum da göçmen kuşların İstanbul üzerinde belirli bir güzergâhta yoğunlaşmasına neden olur.
Her yıl ilkbahar ve sonbaharda İstanbul Boğazı’nın semaları yüz binlerce beyaz leyleğin yanı sıra, türün küresel nüfusunun neredeyse tamamını oluşturan 45.000’den fazla küçük orman kartalı ve on binlerce şahin, atmaca, pelikan ve hatta akbabayla dolar.
İslam’ın en kutsal hac mekânına atıfta bulunan Kuruca, “İstanbul göçmen kuşlar için Kâbe gibidir,” dedi. “Orta ve Doğu Avrupa’da üreyen popülasyonların büyük bir kısmı —hatta neredeyse tamamı— doğrudan İstanbul üzerinden göç eder.”
Benzer şekilde, pek çok kuş türü Türk kültüründe özel bir yere sahip olmuştur. Bazı halk oyunları turnaların hareketlerini taklit eder. Belediye amblemlerinde sıklıkla kartal veya kelaynak gibi kuşlar yer alır. Göçmen kuşlara atıfta bulunan deyimler yaygın olarak kullanılır. Hatta geç Osmanlı döneminde yaralı leylekler ve diğer yaban kuşları için bir bakımevi (Gurabahane-i Laklakan) kurulmuştur.
Fakat günümüz Türkiye’si kuşlar için çok daha az misafirperver bir hâl aldı. Yalnızca İstanbul’da bile birçok sulak alan, orman ve mera; havalimanları, otoyollar ve planlanan Kanal İstanbul bağlantılı projelerle yapılaşmaya açıldı. Bu durum birçok kuşu beslenmek ve üremek için daha dar ve yetersiz yaşam alanlarına sıkıştırdı.
Şebekeyle çarpışmalar
Kuruca, doğal yaşam alanlarının yok olmasının Tahtakale demir yolu koridorunu göçmen kuşlar için hem cazip hem de son derece tehlikeli hale getirdiğini belirtti.
Bitişikteki Küçükçekmece Gölü ve çevresindeki sazlıklar, İstanbul’un Avrupa Yakası’nda kuşların konaklayıp enerji toplayabileceği nadir yerlerden biri. Ancak bölgedeki ağaç sayısının azalması nedeniyle gelen sürüler, başıboş köpekler ve tilkiler gibi karadaki yırtıcılardan içgüdüsel olarak kaçınmaya çalışıyor ve bu yüzden demir yolu boyunca elektrik tellerini tutan katener direklerinin tepesine tünüyor.
Türkiye’nin eski katener sistemleri ile alçak ve orta gerilim dağıtım hatları genellikle kuşları elektrik çarpmasından koruyacak yeterli yalıtıma sahip değil ve birbirine oldukça yakın mesafede yer alıyor; bu da kartal, akbaba ve leylek gibi geniş kanatlı kuşların kolayca ölümcül bir kısa devreye yol açabileceği anlamına geliyor. Kimi zaman gerilim o kadar yüksek oluyor ki, nemli veya yağışlı havalarda elektrik arkı oluşarak kuşların tellere doğrudan temas etmeden de elektrik akımına kapılmasına neden olabiliyor.
WWF-Türkiye Kıdemli Doğa Koruma Uzmanı Can Yeniyurt, bu tür enerji nakil hatlarının oluşturduğu risklerin, sayıları zaten azalan göçmen kuş popülasyonları üzerindeki baskıyı daha da artırdığını açıkladı. Dünya genelindeki göçmen kuş türlerinin neredeyse yarısı şu anda düşüş eğiliminde ve Türkiye’nin toplam kuş varlığı 1989’dan bu yana yaklaşık yüzde 50 oranında azaldı.
Yeniyurt, Turkey recap’e verdiği demeçte, “Bazı kuş türleri göç sırasında sürüler halinde seyahat eder; bu sayede enerji tasarrufu sağlarlar,” dedi. “Bu gruplardan kayda değer sayıda bireyin kaybedilmesi, geride kalan kuşların göçü başarıyla tamamlamasını zorlaştırabilir.”
Kuşları korumak adına tüm açık hava elektrik bileşenlerinin yalıtılması ve mümkün olan yerlerde elektrik kablolarının yer altına alınması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) araştırmacısı Zeynep Yıldız, Türkiye’nin yer üstü enerji dağıtım ağının halihazırda 1 milyon kilometreden fazla elektrik telini kapsadığını belirtti. Ayrıca ülke genelinde yaklaşık 7.500 kilometrelik elektrikli demir yolu hattı bulunuyor. Bu şebekenin ne kadarının kuşlar için güvenli korumalarla inşa edildiği veya sonradan donatıldığı ise bilinmiyor.
Yıldız, Turkey recap’e “Kesin bir rakam veremiyoruz ve bu durumun kendisi bile başlı başına çok şey anlatıyor,” dedi.
Yıldız, kuşlar için güvenli enerji hatlarına ilişkin veri eksikliğinin yanı sıra, yakın tarihli bir TEPAV analizinde, elektrik çarpan kuşların kuru otları tutuşturmasıyla çıkan örtü yangınlarının veya kuş ölümlerinin kaydedildiği standart bir sistemin bulunmadığına dikkat çekti.
Bu arada Türkiye, genellikle ücra bölgelerde yer alan ve sayıları giderek artan güneş ve rüzgâr santrallerini bağlamak amacıyla yüksek gerilim iletim şebekesini hızla genişletmeyi hedefliyor. İletkenler arasındaki geniş açıklık nedeniyle bu kablolar nadiren elektrik çarpmasına yol açsa da Yıldız, bunların başka bir ölümcül tehlike yarattığını vurguladı: kuşların uçuş sırasında elektrik tellerine çarpması.
Yıldız, “Yüksek gerilim iletim hatlarında kuşların elektrikle temas etmesine bile gerek yok. Uçuş esnasında, özellikle de alçak irtifada fark edemedikleri teller ölümcül olabiliyor,” dedi.
Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, Ocak 2019 ile Aralık 2024 arasında Türkiye’deki yüksek gerilim hatlarında kuşlar 2.645 arızaya neden oldu —bu, en büyük ikinci arıza nedeniydi— ve bu vakaların çoğundan beyaz leylekler sorumluydu.
Yıldız, “Günümüzde [kuşların] göç yolları ile enerji hatlarının konumları aynı risk modeli çerçevesinde değerlendirilmiyor. Bunun sonucunda yalıtım, görünürlük işaretleyicileri ve güvenli tüneme noktaları gibi önlemler projelerin başlangıcında dahil edilmiyor; yalnızca kuş ölümleri meydana geldikten sonra gündeme alınıyor,” diye konuştu.

Çatışmaların gölgesinde göç
Yine de kamu kurumları göçmen kuşların uğradığı zararı azaltmak için girişimlerde bulunuyor. AB destekli bir bölgesel koruma projesi kapsamında Türk ortaklar, 2030 yılına kadar 5.000 elektrik direğini yalıtmayı ve kuşların enerji hatlarından kaçınmasına yardımcı olmak üzere binlerce yansıtıcı işaretleyici yerleştirmeyi planlıyor.
Bununla birlikte birçok bölgesel elektrik dağıtım şirketi de elektrik hatlarını yalıtmaya ve leyleklerin iletkenlerden uzakta üremeleri için yuvalama platformları kurmaya başladı.
WWF-Türkiye’den Yeniyurt, “İlgili kurumların attığı adımlar ve yürüttüğü müdahaleler şüphesiz önemlidir. Ancak sorunun ölçeği ve aciliyeti göz önüne alındığında, mevcut çabaların çok daha hızlı, daha kapsamlı ve daha sürdürülebilir hale gelmesi gerektiğine inanıyorum,” dedi.
Bu tedbirler, Afrika-Avrasya göç yolunun giderek daha tehlikeli hale geldiği bir dönemde alınıyor. Ukrayna, Suriye, İran ve Gazze’deki çatışmalar yaşam alanlarını tahrip ederek Türkiye’yi bölgedeki az sayıdaki güvenli limandan biri haline getirdi. Ukrayna’da yapılan araştırmalar, devam eden savaş ortamında nesli tehlike altındaki kartal türlerinin üreme alanlarına ulaşabilmek için uzun ve zorlu dolambaçlı rotalar izlediğini ortaya koydu.
Daha güneyde ise raporlar, Levant bölgesini aşan turna ve pelikan sürülerinin, insansız hava araçlarıyla aynı irtifayı ve uçuş hızını paylaşmaları nedeniyle muhtemelen Hizbullah roketleri ile İsrail hava savunması arasında çapraz ateşe yakalandığını kaydediyor.
Çatışmalar, kimi kuş türlerini sığınacak bir yer arayışıyla alışılagelmiş yaşam alanlarının da dışına sürükledi. 2025 yılı başlarında, Filistin nektarkuşu Türkiye’de ilk kez Hatay’daki Milleyha Sulak Alanı’nda belgelendi. Ankaralı kuş gözlemcisi Mehmet Tavacı, bu minik ve renkli kuşun muhtemelen şiddetten kaçarak Türkiye’ye sığındığını söyledi.
Tavacı, Turkey recap’e yaptığı açıklamada, “[Göçmen kuşlar] Türkiye’yi geçici bir mola yeri olarak kullanıyor. Onlar birer misafir gibiler,” dedi ve ekledi: Türkiye onları potansiyel ölüm tuzaklarıyla karşılamamalı.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:
YouTube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
LinkedIn: Stüdyo recap
Bu makale, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı rapor serisinin bir parçası olup, hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.






