TCK 217’yle gazetecilik yargılaması: Gerçek bilgiyi yaymak suç!
Dünden bugüne: “Hatalı bilgiyi alenen yayma suçu”...
ANKARA- DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın yakalama kararının ve Birgün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasının gerekçesi: “Hatalı bilgiyi alenen yayma suçu”... Ceza mevzuatının çiçeği burnunda suçlama konusu, bugünlerde de gazetecilik ve gazeteciler aleyhine kullanılmasıyla tartışılıyor.
Gazeteciler hakkında tutuklanma ve hapis cezası kararları alınması tartışması ile birlikte Stüdyo recap, sizleri “suyun kaynağında kurutulması” yaklaşımıyla sürdürülen, gazeteciliğe karşı yeni iktidar hamlesine tanık olmaya davet ediyor.
“Hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” esasen Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın “sosyal ve kültürel iktidar arayışındaki yeni araç” olarak yorumlanıyor. Peki, bu yolla iktidar topluma kendi gerçekliğini mi dayatmayı amaçlıyor?
Bugünkü medya tablosu BTK, RTÜK ve internet kanunuyla nasıl çizildi?
Tarihteki her güç sahibi gibi “hakikat bükücü” konumundaki iktidar, kitlesel medya kuruluşlarını medya sahipliği değişiklikleri ile kontrolüne aldı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gibi araçları kullanmakta da ustalaştı.
İlk adım 2007; bugün “Dijital İtaat Rejimi”
İnternet ortamı ve dolayısıyla sosyal medya platformları” ise iktidarı döneminde tanıştığı sürpriz alan oldu. Buna karşı harekete geçmekte gecikmeyen AK Parti, 2007 yılında, 5651 sayılı Kanun ile internet alanı için “özel suç yasasını” hayata geçirdi. Bugün gelinen noktada İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) tespitiyle Türkiye’de 2026 yılında “Dijital İtaat Rejimi” kuruldu.
Bu kanun gerekçesiyle haber içeriklerine erişim engellemesi getirildi. Yıllar içerisinde AK Parti, MHP desteğiyle kanun kapsamını genişleterek çoğunluğu yolsuzluk, usulsüzlük gibi halk/kamu zararına gelişmeleri anlatan haberleri internet ortamından sildirmeye başladı. Böylece toplumsal hafıza silindi ve hatta yok edilme aşamasına gelindi.
İktidar cephesi yıllardır hakikat mücadelesinde halka hangi haberleri nasıl ulaştırılacağının kontrolünde güçlense de gazeteciler gerçekleri kamuoyuna anlatmaya devam etti.
İktidar, “kontrolü dışında” gördüğü yayın kuruluşlarını da kontrol etmek amacıyla 2023 yılı seçimleri öncesinde konuya ilişkin yeni adımlar attı. İşte bu adımlardan biri bugün Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın da tutuklanmasına gerekçe olan TCK 217…
TCK 217: Dezenformasyon bahanesiyle Basın Kanunu değişiklikleri
AK Parti ve MHP imzalı yasa teklifi, 26 Mayıs 2022 günü TBMM’ye sunuldu ve böylece “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” gündeme taşındı. Yasa teklifinde, Basın Kanunu’nda değişiklik önerileriyle birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 217’nci maddesinde “dezenformasyonla mücadele” gerekçesiyle 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülen yeni suç tanımlaması yapıldı.
Adalet Komisyonu aşaması dahil olmak üzere TBMM’deki görüşmelerde AK Parti ve MHP, düzenlemenin “sosyal medya platformlarındaki dezenformasyonla mücadele” gerekçesiyle hazırlandığını ve “gazetecilik ile ilgili olmadığını” savundu. Ancak bu “yeni suç oluşumunun” hali hazırda Basın Kanunu başlığı altında getirilmesi dikkat çekiciydi.
Komisyon aşamasında Yargıtay temsilcisi de “Gerçeğe aykırılığı kim belirleyecek?” sorusuyla “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” ile gazetecilere yönelik yargılamalar yapılabileceğini dile getirdi.
Medya Dayanışma Platformu çatısı altındaki basın meslek örgütleri de yasa teklifine, “Türkiye tarihinde ifade özgürlüğü açısından en büyük engel olacak” uyarısıyla tepki gösterdi. Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD), Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın oluşturduğu platform ortak açıklamasıyla çağrıda bulundu.
O dönemki açıklamada, “Muğlak ve ucu açık ifadelerle hangi savcının hangi yanlış bilgiyi yayanlarla ilgili harekete geçeceği bilinemeyecek. Sosyal medyada eleştirel paylaşımlar, ‘dezenformasyon’ olarak suçlanabilecek. Yalan haberi yapanın yanı sıra ‘yayan’ ifadesi getirilerek demokrasiyi ve ifade özgürlüğü ilkesini temelinden sarsıp çökertecek pek çok uygulamayla karşı karşıya kalınacak” denildi.
Tepkiler üzerine AK Parti “toplumsal mutabakat gerekli” diyerek yasa teklifi görüşmesini Ekim ayına erteledi.
İktidar, suçlu ilan etme aracını DMM ile hayata geçirdi
Teklifin Ekim 2022’ye ertelenmesinin ardından iktidardan başka bir adım geldi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Erdoğan’a bağlı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Ağustos 2022’de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) kuruldu. DMM, o günden bugüne Twitter (X) hesabı ve “Dezenformasyon Bülteni” yayınlarıyla doğru ve yanlış bilginin ne olduğu konusunda karar verici ilan edildi.
DMM aracılığıyla iktidar, genellikle “hoş bulmadığı” haberler üzerine medya kuruluşlarıyla gazeteciler hakkında dezenformasyon suçlamaları yöneltmeye başladı.
TBMM yaz tatilindeyken, yasal düzenlemede, hapis cezası öncesinde para cezası verilmesi ve kademeli cezalandırma yapılması gibi öneriler de gündeme taşındı. Ancak Cumhur İttifakı “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” ile suçlama yapılabilmesi için şartlar bulunduğu ve bunun gazetecilikle ilgili olmadığında ısrar etti.
Teklif, Ekim 2022’de Genel Kurul’da kabul edilerek yasalaştı.
Bugünden bakınca: Sonra ne oldu?
Teklif, yasalaşmasından bugüne gazetecilik aleyhine haber içerikleri nedeniyle gazetecileri, aslında gerçekliği hedef alan bir suçlama oldu.
Medya ve Hukuku Araştırmaları Derneği’nin (MLSA), Mart 2026’ta yayımladığı raporla “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” gerekçesiyle açılan dava dosyalarında, suçlamaların yüzde 70’ten fazlasının gazetecilere yapıldığını belgeledi.
Mevcut tabloda; son olarak DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ ile Birgün muhabiri İsmail Arı örneklerinde olduğu üzere en az 70 gazeteci aleyhine bu suçlamayla soruşturma dosyası açıldı. Keza bu suçlamayla ilk tutuklanan isim Bitlis’teki gazeteci Sinan Aygül olmuştu.
Bugün ise; T24 yazarı Tolga Şardan, Medyascope muhabiri Furkan Karabay, Tele1TV kurucusu Merdan Yanardağ ve Onlar TV ekibinden Timur Soykan ile Barış Pehlivan gibi pek çok isim aleyhine yargılama yürütülüyor.
MHP’li Yıldız halen “suç oluşumunda beş şart” diyor ama gazetecilik suçlanıyor
Suç düzenlemesinde AK Partili Ahmet Özdemir ile birlikte ilk imzacı olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise, 2022’de teklif gündeme taşındığı günden bugüne suçun oluşması için beş şart bulunduğunu ve dolayısıyla gazetecilerin hedef alınmadığını savunuyor.
Alican Uludağ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” ile Ankara’daki evinde yakalama kararı uygulatılması ardından Feti Yıldız suç tanımlamasındaki şartları yeniden hatırlattı.
Eleştiriler üzerine 26 Şubat günü “ibret ve hayretle izliyorum” diyen Yıldız, “Haber verme sınırını aşmayan bildirimler dezenformasyon suçunu oluşturmaz. Dezenformasyonla mücadele kanununun haberle,haberciyle bir meselesi yoktur.” iddiasını da yineledi.
Yıldız’a göre; herhangi bir bilgiye karşı TCK 217’deki dezenformasyon suçlaması yönetilmesi için “1- Gerçeğe aykırı olması, 2- Alenen yayılması, 3- Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle paylaşılması yani özel kast ile hareket edilmesi, 4- Kamu barışını bozmaya elverişli olması ve 5- Türkiye’nin iç/dış Güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığı ile ilgili yalan olması” şartları var.
MHP’li Yıldız’ın “hayretine” rağmen savcılıklar ise TCK 217’deki “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu” gerekçesiyle gazetecileri suçlamaya devam ediyor.
Son olarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasıyla Birgün muhabiri İsmail Arı hakkında yakalama ve tutuklama kararı gerekçesi bu dezenformasyon suçu oldu.
Bu gelişme üzerine eski savcı ve CHP’li İlhan Cihaner de, “TBMM iradesine de, hukuka da tamamen ters bir yargı pratiği ile karşı karşıyayız” tespitinde bulundu. Cihaner, başta MHP’li Yıldız olmak üzere vekillere seslenerek, bu suça ilişkin “Meclis’te konuşulanlar ‘boş lakırdı’ değil ise TBMM mutlaka adım atmalıdır” çağrısı yaptı.
Feti Yıldız ise, “İlk imzacısı olduğum teklif zinhar bir sansür kanunu değildir.” yanıtını vererek, yine yeniden suçun oluşumunda şartlar olmadan suçlama yapılamaz görüşünü paylaşmayı sürdürüyor.
Sosyal medya platformlarında ve medyada “kamu barışını bozucu iddialar, halkı kışkırtacak yanlış içerikler paylaşılmasını önlemek” iddiasıyla Cumhur İttifakı’nın icadı suç ise, gazeteciliği tehdit etmeye devam ediyor.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Stüdyo recap’in kadrosu, deneyimli parlamento muhabirleri Ceren Bayar, Yıldız Yazıcıoğlu, editör Günsu Durak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com
Sosyal medya hesaplarımız:
Youtube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
Bluesky: @studyorecap.bsky.social


