Kurultayların CHP’si, CHP’nin Kurultayları
Yazı dizisi / Bölüm 2: CHP’de İkinci Büyük Kopuş: Nedenleri ve Sonuçları
CHP’de kurultaylar tarihine, Türkiye’nin siyasi tarihini ve güncel siyasi gelişmeleri odağımıza alarak yakından bakıyoruz. Yazı dizimizin ilk bölümü yayında.
Kurultayların CHP’si, CHP’nin Kurultayları
Yazı dizisi / Bölüm 2:
CHP’de İkinci Büyük Kopuş: Nedenleri ve Sonuçları
Cumhuriyet Halk Partisi bir siyasi partidir, Türkiye’nin hâlâ ayakta kalan örgütü, hizipleri, görünür mücadeleleri, kavgaları, tasfiyeleri, ihraçları ile gerçek partisi. Kurulduğu günden beri hatta 1. Meclis’ten bu yana böyledir. Bundan sonra ne kadar böyle devam edeceği meçhuldür, zira mevcut sancıları beyin ölümünün acıları mıdır yoksa yeni bir doğumun alametleri midir hep birlikte göreceğiz.
Yazının ilk bölümünü bıraktığımız yer; CHP’deki bir başka siyasi kavganın şafağıydı. 1962 Kurultayı’nda saflar değişikti, bir zamanlar parti içi liderlik için kanlı bıçaklı olan Kasım Gülek ve Nihat Erim bir hizipti; İnönü’ye yakın, içinde Bülent Ecevit, Turhan Feyzioğlu ve Orhan Eyüboğlu’nun olduğu “genel merkezciler” hizbi ve sonradan Ecevit’in “Ortanın Solu” hareketinin lideri olduğu dönemde o grubunun mihenk taşı olacak Hüdai Oral ve Muammer Erten’in de yer aldığı daha anti-emperyalist çizgideki “üçüncü dünyacılar” hizbi. Her kavga gibi bu kavganın da evveliyatı vardı. 1961 seçimleri tek başına bir hükümet getirmeyince CHP örgütü, koalisyon kurulmasına karşı çıktı.
Milli Birlik Komitesi’nin talebi olan Meclis’teki partilerin tümünün katılacağı “Milli Koalisyon” olmadı, Ali Fuat Başgil’in Cumhurbaşkanı adaylığı “malum sebeplerle” engellendi. Demokrat Parti’nin kapatılması ile doğan AP ve YTP, İnönü’nün partisiz başbakan olmasını istedi. Memleketin bitmeyen fırtınalı dönemlerinden biriydi ve CHP de kaynıyordu. “Vaziyet nezaket kesbettikçe benim sebatim artar” diyen İnönü CHP’nin dümenindeydi ve koalisyon hükümetini kurdu. Ama orduda kavga artıyordu, Talat Aydemir’in askeri darbe girişimi üç ay sonra geldi. İnönü’nün “sebatı” bir kez daha “çelikleşti” bir kez daha kazandı ama parti içindeki muhaliflerinden Nihat Erim’i Demokrat Parti’ye çalışmakla, Avni Doğan ve Kasım Gülek’i “yeni bir askeri idare getirmek, sergüzeştilerle irtibatta olmak” ile itham etti.
Erim ve Gülek’ten Günaydın ve Başarır’a
Paşa, önce Demokratları kapsayan “af yasası” aleyhine oy veren Gülek’i başkalarıyla birlikte CHP Meclis Yönetim Grubu aracılığıyla Yüksek Haysiyet Divanı’na sevk etti. 14 Aralık 1962 Kurultayı’nda da yine İnönü’nün talebiyle ihraçları inceleme komisyonu kuruldu. Bu komisyon 13’e karşı 39 oyla ihraçları CHP Kurultayı’nın önüne getirir, Erim “engizisyon usulleri uygulamayın” der, İnönü’nün yanıtı, “Vücudum maddi ve manevi olarak bu yükü çekemeyecek vaziyettedir, beni affederseniz size minnettar olurum” olur ve kurultayın ihraçlar yönünde tutum almasını sağlar. Bugün aralarında iki grup başkan vekili Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır’ın da yer aldığı 9 milletvekili MYK kararıyla partiden ihraç edilebiliyorken (Günaydın ile ilgili karar sonra geri alındı), o dönem ihraçlar aylar sürüyor ve en son kurultay bu konuda karar veriyordu.
Bir başka önemli nokta da şu: Paşa, kurultay konuşmasında Erim ve Gülek’in başbakan olmak için Alparslan Türkeş ile toplantı yaptıklarını da söyler. İlginçtir, o gün “Memleket müşkül olduğunda terk edecek karakterdedir” diyeceği Nihat Erim’i 12 Mart Muhtırası sonrası kurduğu kabineye bakan verecek, buna karşı çıkan Ecevit’in muhalefetini kıramayacak ve genel başkanlıktan istifa edecektir. Erim’in partiye dönerek 11 Mart 1971’de CHP milletvekili olduğunu, Kasım Gülek’in afla döndükten sonra 1967’de istifa ettiğini, Avni Doğan’ın da bir daha CHP’li olmadığını da hatırlatmış olayım.
Yeni kavganın işaret fişeği
3. İnönü Hükümeti, diğer iki hükümet gibi halkın dertlerine çözüm üretemedi. Üstelik parti içinde yeni bir kıpraşma daha vardı. Genel Sekreter Kemal Satır, Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’in özellikle sendikalarla kurduğu ilişkiden, işçi lehine yapılan düzenlemelerin ona mal edilmesinden rahatsızdı. Ama ilk kavgayı verecek ana aktör Turhan Feyzioğlu olacaktı. Demokrat Parti iktidarında Ankara SBF Dekanı iken yaptığı konuşmada “nabza göre şerbet veren münevverlerden olmayın” dediği için üniversiteden ihraç edilen Feyzioğlu, 1957’de Ecevit ile birlikte partiye katılmıştı. En başta “Ortanın Solu”nu yükselen komünizmin önünde bir set olarak görüp olumlarken 1965 Seçimleri’ndeki başarısızlık sonrası makas değiştirdi. Feyzioğlu, bu sloganın “Moskova’nın yolu” şeklinde rakiplerce kullanılmasının aleyhte bir tutum oluşturduğunu, 10 Ekim seçim hezimetine neden olduğunu söyler. Üstelik ortanın solu aleyhine konuştuğu günlerde TBMM Grup Başkanvekilidir. Diğer başkanvekilinin de daha 3 sene önce partiden ihraç edilen Nihat Erim olduğunu hatırlatmalıyım.
Ağustos ayında toplanan Parti Meclisi sonrasında yayınlanan bildiride “Ortanın Solu” ifadesi kullanılınca, Feyzioğlu ve aralarında Ferit Melen, Hıfzı Oğuz Bekata ve Coşkun Kırca’nın da bulunduğu 17 kişi aleyhte oy kullanır. Yeni kavganın işaret fişeği artık ateşlenmiştir.
İnönü bir kez daha gelmekte olanı görmüştü. Her zaman denge ve gözetleme işini iyi yapan bir siyasetçi olarak ilk müdahalesini İstanbul İl Kongresi’nde yaptı; “Sağımızdaki partinin iktidara geçişi aşırı sağ cereyanları harekete geçirdi. Ortanın solunu aşırı sol gibi gösterenler sağ kanadın kampanyasına alet olmaktadır. CHP aşırı sol ve aşırı sağa karşı denge olacaktır. Bunları anlamak istemeyenler parti bünyesindeki rollerini kaybedeceklerdir” diyerek Turhan Feyzioğlu ve beraberindekilere meydan okudu.
“CHP sosyalist değildir olmayacaktır”
İnönü artık bir sonraki raunda hazırdı. O raunt son raunt değildi ama belirleyici olacaktı. 18 Ekim 1966’da toplanan kurultayın açılış konuşmasında “CHP sosyalist değildir ve olmayacaktır” dedi.
Ama Divan Başkanlığı’na partinin sol kanadından Muammer Aksoy seçildi. Aksoy, 1972 Kurultayı’nda Bülent Ecevit’in divan başkanı olarak Kemal Satırcılar’a üstünlük sağlamasında rol oynayacaktı. CHP hep böyleydi, parti içi siyasette çizgiler çoğunlukla değişkendi. Ama değişmeyen şeyler de vardı. Kişiler değişir, konular değişir ama CHP’de hiziplerin güç savaşı değişmezdi.
Divan başkanlığına Aksoy’u seçtiren İnönü - Ecevit ittifakı, Parti Meclisi bildirisini de kurultayın onayına sunar ve onu da geçirir. Parti Meclisi’nde de Ecevit, Turan Güneş ve Ortanın Solu’nu savunanlar 40 üyelikten 19’unu kazanırlar. İsmet Paşa’nın göreve devamını istediği Kemal Satır, aday olmayınca Bülent Ecevit’in genel sekreterliğinin önünde engel kalmaz. Bu kurultayın aldığı kararlardan biri de bugün çokça konuşulan bir konudur. O güne kadar bir milletvekilinin partiden ihracı için TBMM Yüksek Haysiyet Divanı’nın kararı gerekirken kurultay bu yetkiyi Parti Meclisi’ne verir.
Kurultayda Ecevit’in yükselişini engelleyemeyen Feyzioğlu ve artık “Ortanın Sağı” olarak adlandırılan ekibi genel sekretere darbeyi Meclis Grubu’nda vurur. Orhan Erkanlı’ya karşı grup başkanvekilliğini kazanan Turhan Feyzioğlu, grup yönetim kurulu ve haysiyet divanına hiçbir “ortanın solu” üyesinin seçilmesine izin vermez. Ardından “8’ler Olayı” olarak tarihe geçecektir. (Aşağıdaki kupürdeki yedi isme sonradan Coşkun Kırca eklemlenecek. Bu isimlerden biri de şu anda CHP Tekirdağ Milletvekili olan Faik Öztrak’ın babası Orhan Öztrak’tı.)
Hizip kavgası ve tüzük değişikliği
Bu hamleye İnönü ve Ecevit’in yanıtı 4. Olağanüstü Kurultayı düzenlemek olacaktır ve bu kurultay Demokrat Parti’nin kopuşundan sonra en büyük ayrılığın fitilini ateşleyecekti. İnönü kurultayın açışında yaptığı konuşmada Feyzioğlu ve 8’leri “Kimin emrinde olduğu bilinmez, ayrı iddiaları, ayrı davaları, ayrı hükümleri olan bir takım” olarak niteledi. CHP’ye yakın yayın organlarında ise “Atatürkçülük” adına konuştuğunu iddia eden muhaliflerin çizgisi Adalet Parti’sinin çizgisiyle benzeştiriliyordu. İsmet Paşa, CHP ve onun savunduğu Ortanın Solu ile sosyalizm ve komünizmin farkını anlatırken “demokratik halkçılık” diye bir kavram ortaya atar. Sözlerini “gözüm açık gitmeyecek” diye bitiren CHP lideri aslında 8’ler için ölüm fermanını vermişti bile. O ferman tüzük değişiklikleri ile ihraçların önünün açılması idi.
Sağ kanadın ayrılması ve iktidara yürüyüş
İkinci gün kurultaydan yuhalanarak ayrılan Turhan Feyzioğlu ve arkadaşları Meclis Grubu’nda toplantı yaptılar. O toplantıda Fethi Çelikbaş, “CHP’de demokratik düzen yıkılmıştır” yorumunu yaparken Feyzioğlu, “Bu dava haklı ve yürek isteyen bir davadır, haklı ve yürekli olduğumuzu göstereceğiz” diyerek yeni bir rota çizdiklerini gösterir. Ertesi gün 48 milletvekili ve 17 senatör CHP’den ayrılır. Ayrılma gerekçeleri olarak basına, “Biz CHP’den ayrılmadık, CHP bizden ayrıldı” şeklinde demeç verirler. CHP’yi Atatürk’ün yolundan ayrılmakla, “sosyalist ve Katolik bir sulta” kurmakla suçlayanların kurduğu partinin adı Güven Partisi olacaktır. 1969 Seçimleri’nde yüzde 6,5 oy alan parti CHP’nin oyunu 1,5 puan düşürse de kurulduğundaki iddiayı hiçbir zaman gerçekleştiremeyecek. 1970’li yıllarda sonradan CHP’den kopanların kuracağı Cumhuriyetçi Parti ile birleşip Cumhuriyetçi Güven Partisi adını aldıktan sonra tarihe MC olarak geçecek Milliyetçi Cephe hükümetlerinin küçük ortağı olmaktan öteye gidemeyecektir. Çünkü Feyzioğlu ve arkadaşlarının kaçırdığı iki şey vardı.
Birincisi, Atatürk’ün CHP’ye doktrin yazmak isteyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na verdiği, “Doktrin istemem donar kalırız, biz hareket halindeyiz” yanıtı. CHP yaşayan, dönüşen, çağın gereklerine yanıt üretmeye çalışan bir partiydi.
İkincisi de adında yazdığı gibi halkın partisi olduğuydu. Halkın taleplerine, ihtiyaçlarına bigâne kalan bir siyasetin büyüme şansı yoktu. Tam da o nedenle Ortanın Sağı çizgisine saplanan Güven Partisi (sonradan Cumhuriyetçi Güven Partisi) bir daha hiçbir zaman yüzde altı oy dahi alamadı ve Türk siyasetinde bir gelenek üretemedi. CHP ise 1973 Seçimleri’nde yeniden Türkiye’nin birinci partisi olacaktı.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com
Sosyal medya hesaplarımız:
Youtube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap









