İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası’nın ilk celsesi tam 64 oturumluk maratondan sonra 8 Temmuz’da bitti. Ancak yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamede ‘suç örgütü lideri’ olarak tarif edilen ve 143 eylemin 142’sinden sorumlu tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sorgusu tamamlanmadan savunmasını yapamadı.
İmamoğlu, 8 Temmuz Çarşamba günü yapılan duruşmanın başında söz alarak kendisi ve avukatlarına iki gün ayrılmasına tepki gösterdi. 19 Mart 2025’ten bu yana özgürlüğünden mahrum olan İBB Başkanı, “Ben sorgu için gelmedim Sayın Hakim. Bir ‘suç örgütü lideri’ diye tariflendiğim, bana göre asrın hukuksuzluğu iftirasının yüklü olduğu bir iddianamede (..) Bana altı yedi saatlik bir süre kalıyor. Bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez” dedi.
Aslında bu tartışmanın çıkacağı daha önce belliydi. Zira 2 Temmuz günkü duruşmada Hakimler Savcılar Kurulu’nda yapılan değişiklikle artık İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi olan eski İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyet başkanı, duruşmayı 9 Temmuz’da bitireceğini ve Ekrem İmamoğlu ile avukatlarının 8-9 Temmuz’da sorgu-savunmalarını tamamlayacağını söylemiş, tutuklu İBB Başkanı da buna “9 Temmuz’da kıyamet mi kopacak, milli seferberlik mi ilan edilecek?” tepkisini gösterince CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) 204. madde kapsamında duruşma salonundan çıkartılmış ve sonraki ili duruşma günü mahkemeye sokulmamıştı.
İmamoğlu: “Ben savunma yapmam yargılarım”
Tam da bu nedenle artık hukuki tartışmadan yahut polemikten kavgaya dönen karşılıklı söz düellosu mahkeme başkanının, “Ekrem Bey ya savunmanıza geçelim kimlik tespitini alalım ya da savunma yapmayacaksanız sizi salondan çıkartacağım” şeklindeki otoriter çıkışı sonrası “Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım” yanıtıyla büyüdü. O esnada duruşma savcısının heyet başkanına, “CMK 203’ü uygula” dediği duyuldu. Ardından da heyet başkanı ‘sizli’ hitaptan vazgeçerek, “Sen buraya yargılanmaya geldin. Burası senin yargılayacağın makam değil, biz de senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. Biz seni yargılayacak makamda oturuyoruz. Hakkında 203 uyguladım, salondan dışarı çıkartın. Alın, dışarı çıkartın” talimatını verdi.
İmamoğlu, jandarma eşliğinde salondan çıkarken son dönemde sıkça dillendirdiği “Ben millete konuşuyorum” çerçevesinde cümleler kurdu, “Benim Ankara’da yargılayacaklarım, buradaki yargıyı yürütmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı bir çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir. Ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim.”
Ekrem İmamoğlu’nun bu sözlerinden kısa bir süre sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı İmamoğlu hakkında “kamu görevlisini tehditten” soruşturma başlattı.
Sonrasında İmamoğlu’nun savunma grubundaki en tecrübeli ceza avukatı Fikret İlkiz söz aldı ve “Kim hakkında bir iddianame düzenlerseniz, kimi yargılamak için bir ceza davası açarsanız, yargıladıklarınız savunmalarıyla yargılar. Bu bir sözdür, bu bir tavırdır, bu bir yaklaşımdır. Ne var bunda? Siz iddianameleri yazıp hazırlayıp bizim önümüze getirdiğiniz zaman, biz bu iddianameler konusunda sizin söylediğiniz isnatların içine çekilmek suretiyle onlara cevap vermek mecburiyetinde miyiz? Onun için Ekrem İmamoğlu sorgudan kaçmadı” diyerek müvekkilinin sorgusunun kısıtlandığını dile getirdi.
Bir diğer avukatı Tora Pekin’in ise İmamoğlu’na CMK 203 uygulanmasına tepki gösterdikten sonra, “Savcı Bey’in duruşma devam ederken siz ona söz vermeden, mütalaa için söz vermeden oradan atılıp 203’ü uygula, 203’ü uygula dediği gözümüzden kaçmadı. Ben böyle bir kepazeliği ilk kez görüyorum” demesi yine gerilimi artırdı. Heyet başkanının ikazı ile ‘kepazelik’ sözünü geri çeken Tora Pekin, savunma hakkının kısıtlanmaması ve hukuka uygun bir yargılama yapılması yönünde talepte bulundu.
Sel gider kum kalır, der atalarımız. Tartışmanın sertliği İmamoğlu’nun altını çizdiği bir konunun yeterince fark edilmesini engelledi. Tutuklu İBB Başkanı, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ‘Cumhurbaşkanına hakaretten’ yargılandığı davadan dolayı tam gün savunma yaptığını hatırlatmış sonra da “Sevgili Selahattin Demirtaş yani ağır bir hukuksuzluğa maruz bırakılıyor ve ne yazık ki serbest bırakılmıyor Edirne’de. 14 gün kesilmeden Selahattin Demirtaş savunma yaptı ve malum muhatap olduğu tekil konulardı ve tabii ki siyasi içerikli bir savunma yaptı” demişti.
Duruşmayı izleyen CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, duruşma sonrası eski CHP İstanbul Milletvekili ve eski DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin hatırlatması ile 12 Eylül darbesi sonrası askeri mahkemede yargılanan DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk’ün 21 celse savunma yaptığını söyledi. Baştürk’ün beyanı, hakim ve savcı, sorguları ile avukatların sorularından oluşan sorgunun 109 gün sürdüğünü ifade ediyordu. Dile kolay 109 gün.
DİSK Davası’nın 1 No’lu sanığı Baştürk 21 oturum savunma yaptı
Ne yalan söyleyeyim, Özgür Özel’in bu açıklamasını sosyal medya hesabımda haberleştirdim ama kafamda bir şüphe oluşmadı da değil. Her zaman yaptığım gibi Cumhuriyet gazetesinin arşivine girdim. DİSK Davası 24 Aralık 1981’de başlamış. Ve orada benzer tartışmalar yaşanmış. İlk gün mahkeme, avukat sayısını kısıtlamak istemiş. Dönemin İstanbul Barosu Başkanı Orhan Apaydın, buna karşı çıkmış. Bu itiraz büyüyünce hakim, Apaydın’ı salondan çıkarmış ve tüm avukatlar buna tepki olarak duruşma salonunu terk etmiş. Bu arada Abdullah Baştürk’ün ‘reddi hakim’ talebi de ‘savaş hali hükümlerine’ uymadığı gerekçesiyle reddedilmiş. Sürekli tarihin tekerrür ettiği bir laboratuvarda yaşamak ilginç bir şey!
Gelelim Özel’in analojisine. Gerçekten de DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk’ün ilk sorgusu 14 Nisan günü başlıyor ve sıkı durun 6 Temmuz’a kadar sürüyor.
Orada da Abdullah Baştürk’ün avukatları Hasan Fehmi Güneş, Turgut Kazan mahkeme başkanı ile ‘savunma hakkının kısıtlanması’ nedeniyle girdikleri tartışmalar sebebiyle sık sık salondan çıkarılıyor. Baştürk de siyasi savunmasında, ‘Komünizmi yasaklayan ve sonradan kaldırılan Anayasa’nın 141. ve 142. maddesi’ne karşı çıkıyor; konfederasyonun anti-emperyalist olmasının dönemin ruhuna uygun olduğunu anlatıyor, ‘DİSK’in devrimciliğinin Marksizm ile ilgisiz’ olduğunu ileri sürüyor, kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlıyor.
Tutuklu sanık 110’u buldu şimdi 53 tutuklu kaldı
Biz yeniden İBB Davası’na dönelim. ‘Savunma yapmam, yargılarım’ vs ‘Susma hakkını kullandı’ tartışmasının yaşandığı birinci celsenin son oturumu heyet başkanının ara kararıyla son buldu.
2 Temmuz’da Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldığında, avukatlar da bu durumu protesto ederek dışarı çıktığında, heyet başkanının “İsterseniz sizi Pazartesi gününe bırakabiliriz” demesine rağmen kısa savunmasını tamamlayan ve sonrasında da heyet başkanından teşekkür alan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile birlikte 6 kişi tahliye oldu.
Böylelikle 9 Mart 2026’da 107’si tutuklu 407 sanıkla başlayan (sonra da ilavelerle sanık sayısı 414’e çıktı) İBB Davası’nda 57 sanık tahliye edildi. İlk celsede 89 tutuklu sanık savunmasını yaptı. Halihazırda 53 tutuklu kaldı. Bu sanıklardan sadece Ekrem İmamoğlu’nun sorgusu yapılamadı.
İlk celseden akılda kalanlar
İBB İddianamesi’nde suç örgütü lideri olarak gösterilen Ekrem İmamoğlu’nun altı örgüt yöneticisi var. Bunlar ASOY İnşaat sahibi Adem Soytekin, Bakırköy Belediye Meclis Üyesi Ertan Yıldız, Kuzey-Güney Cebeci döküm sahasının sahibi Murat Gülibrahimoğlu, İmamoğlu’nun danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı Fatih Keleş ve casusluk davasında İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ ile birlikte tutuklu bulunan Hüseyin Gün.
Bu isimlerden sadece Keleş ve Ongun bu dava kapsamında tutuklu. Ekrem İmamoğlu ile bugüne kadar sadece beş dakika yüz yüze görüşen, aralarında ne bir telefon görüşmesi ne de HTS kaydı olan Hüseyin Gün bu dava kapsamında tutuklu değil. Kendisine etkin pişmanlıktan faydalanıp faydalanmadığı sorulduğunda önce “bir değerlendirme yapamayacağını” söyleyen, ertesi oturumda da etkin pişmanlıktan yararlanmadığını açıklayan Hüseyin Gün’ün neden örgüt yöneticisi olarak tanımlandığı henüz anlaşılmış değil.
Murat Gülibrahimoğlu’nun idari müdürü Yener Toruner ise Avukat Tora Pekin’in sorusu üzerine İstanbul Başsavcılığı’na dört adet Skoda araba aldıklarını o arabaların henüz kendilerine teslim edilmediğini söyledi. Ekrem İmamoğlu ise yine Gülibrahimoğlu çalışanı olan Yağmur Yeşilyurt’un sorgusu sırasında ona yönelttiği soruda Gülibrahimoğlu’nun şirketlerinden 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Çevre Bakanı Murat Kurum’un kampanyasını yöneten şirkete 41 milyon lira, iktidara yakın Akit gazetesine ise 15 milyon 700 bin lira para gönderildiğini belirtti. Kurum bu iddiayı reddetti.
Adem Soytekin: “O ifade şablon, bana ait değil”
Önce tutuklanan sonra etkin pişmanlık ifadesiyle yeniden tutuklanan, tutukluluğu sırasında diğer sanıklardan uzak arka sıralarda oturan Adem Soytekin ise İmamoğlu’nun talimatıyla CHP İstanbul il binasının alınması için para verdiğini, KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’a 1,5 milyon dolar rüşvet verdiğini dile getirdi. Ali Kurt ise bu iddiayı reddetti. Bu arada duruşma savcısının sorgusunda Adem Soytekin ile yaşanan diyalog ilk celsenin en ilginç durumlarından biri oldu.
Savcının, “İfadenizde şöyle geçiyor: ‘Ekrem Bey tarafından Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süreciyle başlayan, öncelikle İBB Başkanlığı sonrasında Cumhurbaşkanlığı için gerekli sermayeyi toplamak amacıyla kurulan, Beylikdüzü’nde temelleri atılıp İstanbul’un tamamına yayılan çıkar amaçlı suç örgütünün tüm yapısı ve faaliyetleri hakkında bildiğim, gördüğüm ve dahil olduğum tüm olayları anlatarak etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum’ şeklinde beyanınız var” demesi üzerine Soytekin, “O beyan şöyle Sayın Savcım; nasıl, oradaki beyanı ben bir şablon olarak gördüm, o ifade bana ait değil. Ben onu şablon olarak gördüm, bana sorulan bir soru olduğunu. Yoksa ben nereden bileyim 2014’te Beylikdüzü’nde Ekrem Bey’in aday olacağını veya aday gösterileceğini? Nereden bileyim?” yanıtını verdi.
Ongun: “Eşimin serbest kalması için benden 1 milyon dolar istendi”
Davadaki en siyasi savunmalardan birini yapan Murat Ongun’un bir avukatla arasında geçen diyalog duruşmaya damga vuran olaylardan biri oldu. Eşi Gözdem Ongun’un gözaltına alındığı sırada Beliz Özkan adlı avukatın kendisiyle görüşmeye geldiğini ve eşinin serbest bırakılması için kendisinden 1 milyon dolar istediğini söyledi. O şaşkınlık halinde yanıt için duraksayınca “600-700 bin dolar olur” diye eklediğini ve savunması sırasında duruşma salonunda olan ama adını vermeyeceğini söylediği bir avukatın da bu sürece şahit olduğunu belirtti, İmamoğlu’nun danışmanı. Avukat Beliz Özkan, yayınladığı yazılı açıklamada Ongun’un iddiasını reddetti.
Mahkeme başkanının Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Danış’ın savunmasını kesmesinin, İmamoğlu ile yaşanan gerilimin ilk kıvılcımı olduğunu hatırlatmadan da bu bahsi kapatmamak gerek.
Ekrem İmamoğlu’nun ‘sistem’inde ‘kasa’ olduğu iddia edilen Fatih Keleş ise iddianamenin iddia edilen paralarla ilgili bir delil ortaya koyamadığını ifade etti. 134 eylemle yargılanan Keleş, “Eğer gerçekten iddia edildiği gibi milyarların yöneticisi olsaydım, bunun bir izi olurdu. Matematiğin ve hayatın olağan akışının bir kuralı vardır; büyük para iz bırakır. Bu dosyada o iz yoktur. Çünkü o para yoktur. O örgüt yoktur. O sistem yoktur. Ben buradaki senaryonun figüranı değilim. Ben bir insanım. Bir babayım. Hakkımda ‘para kasası, parkelerin altında milyon dolarlar bulundu’ gibi asılsız ve uydurma haberler servis edilirken, hakkımda her türlü haysiyet ve itibar cellatlığı yapılırken oğlum o koğuştaydı” dedi. Keleş’in avukatlarından Nergiz İnce’nin savunması kesilirken 100 sayfalık savunması hazır olan Baran Kaya’nın savunma yapmasına izin verilmedi.
İBB Davası 17 Ağustos’ta ikinci celsede tutuksuz sanıkların dinlenmesiyle yeniden başlayacak. İkinci celsenin başında Ekrem İmamoğlu’na savunma imkanı verilecek mi henüz bilinmiyor.
Çizimler: Tarık Tolunay (X)
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com
Sosyal medya hesaplarımız:
Youtube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap









