
ESKİŞEHİR— İstanbul’dan doğuya doğru giden, bir dizi dar vadinin arasından Anadolu’nun geniş ovalarına açılan demiryolu, Türkiye’nin hızlı trenlerini Beylikova ilçesinden geçmeye davet ediyor.
Cuma günleri kurulan pazar yeri haricinde, yaklaşık 6.000 nüfuslu bu yerleşim yeri, tren yolcularının geçerken attıkları bir bakış dışında dışarıdan pek az ilgi görür. Ancak Beylikova topraklarının altında, bu bölgeyi ABD-Çin kaynak yarışının ön saflarına yerleştiren, 21. yüzyılın jeopolitik rekabetinin yakıtı yatıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Beylikova’nın henüz dokunulmamış rezervlerinin, modern elektronik ve savunma sistemlerinde kullanılan kritik mineraller olan nadir toprak elementlerinden (NTE) 694 milyon tona kadar barındırdığını tahmin ediyor. Doğrulanması halinde bu bölge, Çin’in ardından dünyanın bilinen en büyük ikinci rezervi olacak.
Türkiye’nin geleceğin tedarik zincirlerindeki yerini sağlama almayı hedefleyen bakanlık, ABD ve Çin’deki uluslararası ortakların ilgisini çekmeye çalışırken, Beylikova madenlerini geliştirmeye başlamak üzere 2023 yılında bir pilot program başlattı.
Aynı zamanda Washington, küresel NTE üretimindeki Çin hakimiyetine karşı koyma arayışında. ABD Başkanı Donald Trump, iki rakip arasındaki zaman zaman alevlenen ticaret savaşlarında Amerikan tedarik zincirlerinin NTE üzerindeki ihracat kontrollerini bir koz olarak kullanan Pekin’e olan bağımlılığını azaltmak için giderek daha fazla çaba sarf ediyor.
Son olarak 20 Temmuz’da Trump, Amerikan savunma sanayiini kritik malzemeleri “yurt içinden veya (Türkiye gibi) müttefik ülkelerden” tedarik etmeye teşvik etmek amacıyla tasarlanan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.
Washington ile Ankara arasında NTE konusunda kesişen bu çıkarlar, yakında Beylikova tepelerinde yankı bulabilir. Yine de Türk yetkililer yeni madenleri ekonomik bir lütuf olarak överken, yerel halk ve çevreciler yeni iş imkânı vaadinin, NTE çıkarılmasının doğasında bulunan radyoaktif riskler ve ekolojik tahribat karşısındaki değerine ikna olmuş değil.
NTE rezerv alanına komşu, çoğunluğu emekli çiftçilerden oluşan Kızılcaören köyü sakinlerinden Ruşen, “Daha fazla maden açarlarsa neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz ama madenlerin yakınında yaşayan insanlar için bunun genellikle iyi bir şey olmadığını biliyoruz” dedi.
Köy çeşmesinin başında, arabasının arka camını süpürgeyle sabunlarken konuşan Ruşen, eskiden su ihtiyaçlarını tepedeki bir kaynaktan karşıladıklarını ancak yakınlarda bir taş ocağı açılınca o su kaynağının kuruduğunu anlattı.
Ruşen bölgede faaliyet gösteren yeni madenleri sıralarken, bahçelerinden çıkıp sohbete katılan diğer köylüler de sessizce başlarıyla onay verdi. Ruşen, “Şimdi suyumuzu tepenin aşağısından pompalıyoruz” dedi.
Eti Maden’in pilot projesi
Kızılcaören’den giden yolun ilerisinde, devlete ait madencilik şirketi Eti Maden tarafından işletilen bir tesis olan Beylikova Florit, Barit ve NTE İşletme Müdürlüğü yer alıyor. Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak’a göre tesisin içinde yaklaşık 60 Türk araştırmacı mineral ayrıştırma teknikleri üzerine çalışıyor.
Bu sırada dışarıdaki çalışma ekipleri, faaliyetleri genişletmek amacıyla yeni bir kompleks inşa ediyor. Turkey recap Temmuz 2026’da sahayı ziyaret ettiğinde, cevher zenginleştirme süreci için ek ekipmanlara ev sahipliği yapacak yeni bir sanayi tesisinin temelleri atılmış durumdaydı.
Bölgeden alınan maden numunelerinde lantan, seryum, praseodim, samaryum, gadolinyum, öropiyum ve neodim gibi NTE’ler tespit edildi. Bu tür minerallerin çıkarılması esnasında sıklıkla Beylikova’daki sahada da bulunan ve hafif radyoaktif bir metal olan toryum açığa çıkar.
Toryumun varlığı nedeniyle Türkiye Nükleer Düzenleme Kurumu, NTE’lerin zenginleştirilmesi sırasında oluşacak radyoaktif atıklar için “uzun vadeli depolama tesisi” kurulması sürecini gözetecek.
Radyoaktif riskler
Çevre grupları, böyle bir depolama tesisinin sızma yaparak yerel su kaynaklarını kirletme potansiyeline sahip zehirli bir atık barajı (maden atıklarını tutmak için tasarlanmış açık bir çukur) içermesinden endişe duyuyor.
NTE üretiminde bu tür riskler daha da artabilir; çünkü adlarının aksine nadir toprak elementleri aslında oldukça yaygındır, ancak düşük konsantrasyonlarda bulunurlar. Bu durum, değerli bileşikleri çıkarmak için madencilik işletmelerinin devasa miktarda toprağı işlemesini gerektirir ve yakın çevresinde tehlikeli miktarlarda maden atığı oluşturur.
Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Levent Büyükbozkırlı:
”Nadir metaller doğada diğer minerallerle bileşik halinde bulundukları için kapsamlı ve zahmetli bir saflaştırma işlemine tabi tutulmaları gerekiyor; bu da çok miktarda zehirli kimyasalın kullanılması, aşırı su tüketimi, tüketilen suyun metal saflaştırma sırasında ağır metaller ve asitlerle kirletilmesi, sonuç olarak da tahmin edileceği üzere uygun şekilde arıtılmayan atık suların yer altı ve yer üstü su varlıklarını zehirlemesi gerçeği ile bizleri karşı karşıya bırakıyor.”
Yapılan son çalışmalar, 1 ton nadir toprak elementini ayrıştırmanın yaklaşık 2.000 ton zehirli atık ürettiğini gösteriyor. Türkiye’nin madencilik projelerini hızlandırmaya yönelik süregelen deregülasyon hamlesi göz önüne alındığında, uygulamayı eleştirenler devletin büyük miktarlardaki maden atığını güvenli bir şekilde bertaraf etmek için gerekli önlemleri almadığını savunuyor.
Bölgedeki maden karşıtları iddialarını desteklemek için, dokuz işçinin hayatını kaybettiği ve siyanürlü atıkların yakın nehirlere karıştığı 2024 İliç altın madeni faciası ile o yılki madencilik projesi başvurularının yüzde 84’ünün kapsamlı çevresel etki değerlendirmelerinden muaf tutulması gerçeğini sık sık yan yana getiriyor.
Doğrulanmamış rezervler
Beylikova için zehirli atık riski, topraktaki NTE konsantrasyonuna bağlı ancak bu konsantrasyon oranları henüz doğrulanmış değil. Eti Maden’in uluslararası sertifikasyon için başvurduğu bildirilse de süreç henüz tamamlanmadı; Türkiye’nin ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun (USGS) Mineral Emtia Özetleri gibi resmi kataloglarda NTE kaynağı olarak yer almamasının nedeni de bu.
İngiliz Jeolojik Araştırmalar Kurumu başjeoloğu Kathryn Goodenough, sertifikasyon olmadan Türkiye’de NTE geliştirilmesinin sunacağı fırsatları ve yaratacağı riskleri öngörmenin zor olduğunu söyledi.
Pilot programdan önce sahayı ziyaret eden Goodenough, cevher yatağının yüzde 0,2 ila 2’sinin nadir toprak oksitleri olabileceğini, yani tahmini 694 milyon tonluk rezervin yaklaşık 1,4 ila 14 milyon tonunun NTE barındırabileceğini tahmin ediyor. Bu miktar devlet öngörülerinden önemli ölçüde az olsa da toplam rakam Türkiye’yi kanıtlanmış NTE rezervine sahip ilk 10 ülke arasına sokmaya yetecektir.
Sahanın radyoaktif atık riskiyle ilgili olarak Goodenough, bunun minerallerin nasıl işlendiğine bağlı olduğunu söyledi.
Turkey recap’e konuşan Goodenough, “Anladığım kadarıyla Kızılcaören’deki ana cevher minerali, nadir toprak ve flor içeren bir karbonat minerali olan bastnazittir” dedi. “Odak noktası bastnazit işlemekse, maden atıklarının radyoaktivite oranı nispeten düşük olabilir.”
Goodenough, Beylikova’nın tam kapasite çalışan bir NTE madenine dönüşmesi için daha katetmesi gereken çok aşama olduğunun (ki bu yaklaşık on yıl sürebilecek bir süreçtir) altını çizdi. Resmi sertifikasyonun uluslararası yatırımları çekmeye yardımcı olacağını belirten Goodenough, Türkiye’nin yatakları yerli finansmanla geliştirmeyi de tercih edebileceğini sözlerine ekledi.
Yerel faydalar
Türkiye’nin stratejik rezervlerinin korunmasını savunanlar, ülkenin yerli rüzgâr türbini ve elektrikli araç sektörlerinin Beylikova’daki NTE’ler için yeterli bir sanayi talebi tabanı oluşturduğunu ve uluslararası yatırımcılara olan ihtiyacı azalttığını ileri sürüyor.
Asıl sorunun Türkiye’nin NTE’leri işleyecek teknolojik kapasiteden yoksun olması olduğunu belirten Beylikova Belediye Başkanı Karabacak, Amerikalı ve Çinli ortaklarla görüşmelerin sürdüğünü de sözlerine ekledi.
Yine de Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Karabacak; maden hakları üzerindeki egemenliğin korunmasının ve ekonomik kazanımların yerelde tutulmasının, ham maddeleri az bir kazanç uğruna ihraç etmeye kıyasla öncelikli olduğunu vurguladı.
Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak:
“Maden bizim ilçemizde olduğu için bundan en çok bizim ilçemizin ve Beylikovalı vatandaşlarımızın faydalanması gerekiyor çünkü kaynak bu bölgenin kaynağı. Biz burada bir fabrika kurulmasını, burada bir iş sistemi sağlanmasını, gençlerimizin, Beylikovalı kadınlarımızın bu fabrikada çalışmasını istiyoruz. Burada işsizliğe çözüm üretilmesini istiyoruz.”
Belediye başkanının masasında 12 nadir toprak mineralinin numuneleri duruyor. Numuneler, Eti Maden amblemli ahşap bir sergileme standında dizilmiş cam tüplerin içinde yer alıyor. Mineral isimlerinin yazılı olduğu etiketlere göz gezdiren başkan, madenciliğin yerel su kaynaklarına ve tarım sektörüne oluşturduğu risklerin yanı sıra, yerelde zenginleştirilen NTE’lerin bölgeye kazandıracağı değeri de kabul etti.
“Madenler çok kıymetli olduğu için bunların en güvenli şekilde çıkartılıp ülke ekonomisine kazandırılması gerekiyor. Biz madene karşı değiliz. Madenin sağlıklı bir şekilde çevreye zarar vermeden çıkartılmasını ve ülkemizde, ilçemizde işlenmesini, ondan sonra ülke ekonomisine katkı sağlamasını istiyoruz.”
Küresel talepler
Bu sırada Washington’da Trump, temmuz ayı sonlarında ABD için kritik mineralleri daha fazla güvence altına almak amacıyla yakın tarihli tedarik zinciri talimatını ikinci bir başkanlık kararnamesiyle takip etti.
Çevreciler, artan NTE talebinin pazar değerlerini kaçınılmaz olarak yükselteceğinden, bunun da yakın gelecekte düşük verimli madencilik projelerini bile ekonomik olarak kârlı hale getireceğinden -ve Türkiye ile ötesinde daha fazla sahayı olası kirlenmeye açacağından- endişe duyduklarını dile getirdi.
Yine de yakın zamanda Türkiye’nin NTE potansiyeline ilişkin kapsamlı bir değerlendirmenin ortak yazarlığını yapan eski Türk diplomat ve Florida Uluslararası Üniversitesi Jack D. Gordon Kamu Politikaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı İmdat Öner, uluslararası sertifikasyon olmadan Beylikova’nın geleceğini öngörmenin zor olduğunu belirtti.
Turkey recap’e konuşan Öner, “Türkiye, nadir toprak elementleri konusunda ABD ile anlaşmalar yapmaya son derece istekli; ancak bu, Türkiye’nin ABD’nin katı tedarik zinciri şeffaflığı ve güvenliği gereksinimlerini karşılamasına bağlı olacaktır” dedi.
Öner şunları da ekledi: “Türkiye’nin bor ve belirli kritik minerallerdeki güçlü konumu, özellikle ABD Çin’e alternatifler ararken onu kullanışlı bir ortak yapabilir. Yine de olası herhangi bir anlaşma veya uzlaşı muhtemelen sınırlı, teknik ve uyum prosedürleri ağırlıklı olacaktır.”
Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, bu makale için yapılan çok sayıda görüşme talebine yanıt vermedi. Aynı şekilde Eti Maden temsilcileri de Beylikova yatağının sertifikasyon sürecine ilişkin soruları yanıtlamadı.
Kızılcaören’de ise Ruşen arabasını yıkamayı bitirdi ve Trump’ın ayağının altındaki minerallerle ilgilenebileceği düşüncesine bıyık altından gülümsedi.
“Tabii, Trump ne koparırsa kâr gözüyle bakıyor,” dedi Ruşen. “Eskiden Çinli ziyaretçiler de buralardan geçerdi… Ama ne zamandır onları görmüyorum.”
Devletin NTE madenlerini geliştirme çabalarından yerel halkın faydalanıp faydalanamayacağı sorulduğunda ise Ruşen kaşlarını kaldırdı ve geç bunları dercesine elini salladı.
“İş imkânı getirecek diyorlar ama getirmeyeceğini biliyoruz. Belki bir iki kişi alır, gerisi yabancılara gider,” dedi.
Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur.
Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor.
Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin:
YouTube: @StüdyoRecap
İnstagram: @studyorecap
Twitter: @studyorecap
Tiktok: @stdyo.recap
LinkedIn: Stüdyo recap
Bu makale, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteğiyle hazırlanan Türkiye’nin iklim yönetişimi odaklı rapor serisinin bir parçası olup, hiçbir şekilde Heinrich Böll Stiftung’un görüşlerini yansıtmaz.










